Arayış

Mesele ne umduğumuz mu yoksa ne bulduğumuz mudur?

Umut dolu yüklerimizle çıktığımız bu yola devam etme motivasyonumuzu perçinleyen şey yolun sonunda bulacaklarımızdan çok yolda yaşayacaklarımızdır belki de. Sağlıklı bir insan vücudu yüzde 60 sudan oluşur diyorlar. Geri kalan yüzde 40 ise umut ve beklentiler olmalı. Hepimizin kendimizden ve çevremizdeki kişilerden beklentileri oldukça fazla. Kafamızdaki düşüncelere o kadar kapılıyoruz ki karşılaştığımız gerçeklik, hayal kırıklığı diye adlandırdığımız duyguyu doğuruyor.

Peki sizce bu duygunun sorumlusu karşımızdaki kişi mi yoksa biz miyiz?

‘Şeylere’ yüklediğimiz anlamlar, arayış maceramızda güç aldığımız tahta parçaları haline dönüşüyor. Ne kadar inanırsak, sıkı sıkı sarılırsak o kadar dik ve güçlü hissediyoruz. Farkına çok varmasakta kavramlar hayatımıza yön veriyor. Umut dolu yüklerinin ağırlığından kurtulmak isteyenler, bir kavramın altına sığınıp bulduklarıyla yetinmeye çalışıyorlar. Oysa ıskaladığımız şey aramanın bulmaktan daha değerli olduğudur. Umarım hepimiz ararken umut dolduğu, yorulurken neşeye boğulduğu ve bulduğunda yetinmeyi kabul etmediği bir hayat yaşarız. Arayıp bulamadıklarımız bizi değerli kılsın. Teşekkürler.

Yazar

Bir cevap yazın