Aşk ve Nefret Arasındaki İnce Çizgi: Malcolm & Marie

Sam Levinson, benim için zamanın en iyi yazar ve yönetmenlerinden biri. Günümüz sinemasında, beni onun işleri kadar içine çekebilen pek fazla iş yok doğrusu. Özellikle 2019 yılında yayın hayatına başlayan ve Levinson’ın yaratıcısı olduğu HBO dizisi Euphoria için bunu söylemem mümkün. Euphoria, benim son 10 yılda en keyifli izlediğim dizi diyebilirim.

5 Şubat’ta Netflix’te yayınlanması beklenen filmi Malcolm & Marie, uzun zamandır heyecanla beklediğim bir işti. Az önce izlediğim filmden büyük ölçüde keyif aldım.

Sam Levinson’ın yazarı ve yönetmeni olduğu 2021 tarihli Malcolm & Marie, Zendaya ve John David Washington’ın 1 saat 46 dakikalık performansından oluşuyor. Bu arada film tamamen Covid-19 sürecinde yazılan, çekimleri tamamlanan ve yayına giren ilk filmlerden biri. Filmin ne anlattığına gelirsek; Malcom’ın yazarı ve yönetmeni olduğu filmin galasından sonra evlerine dönen çiftin gecesi, Marie’nin ilişkilerinde duyduğu bazı rahatsızlıklardan söz etmeye başlamasıyla kabusa dönecektir.

Yorumlarımın başında belirtmeliyim ki; Malcolm & Marie, çok iyi iki birinci sınıf oyunculuk ile donatılmış ve sizin duygularınızı paramparça etmek için her şeyi yapan bir film. Filmin kıyaslandığı Marriage Story (2019) de, çok sevdiğim bir film olmasına rağmen beni bu kadar etkilemediğini söylemeliyim. Buna benzer bir ilişki dramını anlatan film olan Who’s Afraid of Virginia Woolf (1966) da birden fazla izlediğim bir eserdir. Malcolm & Marie’nin o başyapıttan bile daha cesurca ve güçlü bir şekilde ikili ilişkileri ele aldığını düşünüyorum.

Aynı zamanda film çok spontane hissettiriyor. Örneğin, Who’s Afraid of Virginia Woolf’u çok sevmeme rağmen, filmdeki diyaloglar (doğası da gereği) çok teatraldir. Bu filmde ise oyuncuların monologları, doğaçlama yapılıyormuş hissi vermeyi başarıyor. Onlar konuşurken bu filmin bir senaryosu olduğunu unutuveriyorsunuz. Örneğin; Malcolm’ın evin mutfağından bahçesine yürüdüğü ve bahçede devam ettiği, filmine gelen eleştiriyi eleştirdiği tiradı gibi.

Fakat filmde bana ters gelen ama aslında kendi doğasında çok iyi olan bir sahne de var ki; o da Marie’nin elinde bir bıçakla Malcolm’la konuştuğu sahne. Bu sahnede Malcolm hakikaten çok ürkmüş gibi görünüyor ve Marie için endişeli olduğu belli oluyor. Fakat daha sonra anlıyoruz ki, aslında Marie bu sırada Malcolm’ın filmindeki bir sahneyi canlandırıyormuş. Bunu öğrendiğimizde Malcolm’ın ona verdiği tepki anlamsız oluyor.

Filmde kendimize dair çok şey bulmamız mümkün. Özellikle kendi ilişkimize dair (ister istemez) düşünmeye başlıyoruz. Son zamanlarda sosyal medyada peydah olan bir genelleme var bu tarz ilişkilerle ilgili: Toksik ilişki. Filmdeki ilişkiyi de böyle yorumlayabilirsiniz. Yine de ben bu gibi ilişkilerin yaşaması çok zor olsa da daha tutkulu ve gerçek ilişkiler olduğunu düşünüyorum. Aşk ne kadar bizi şahsen tüketiyorsa, ilişkiyi de pekala tüketme hakkına sahip. İki insanın bir ilişkiyi her zaman birbirlerinin her özelliğini ve huyunu severek yaşaması gerekmez, beklenmez de. Mutlaka nefret edilen huylar, rahatsız edici söylemler her ilişkide mevcut. Önemli olan bunları bilerek ilişkiyi yaşamayı bilmek. Malcolm ve Marie’nin ilişkisi de böyle. Bu nedenle kendi ilişkinizi size sıkça düşündürüyor ve izlerken sürekli “Ben ne derdim?” dedirtiyor size. Filmdekine benzer tartışmaları daha önce yaşamış ve eski bir anınızı hatırlıyor gibi de oluyorsunuz…

Tabii birbirini seven iki insanın, sürekli birbirlerinin kalplerini kırmasını izlemek çok da eğlenceli değil (Biz insanlar, kaos’u ve birbirlerini yiyen insanları izlemeyi sevsek bile…). Ancak senaryo, yönetmenlik ve oyunculuk çok iyi olduğu için Malcolm & Marie size eşsiz bir deneyim sunuyor. Ayrıca Labrinth’in üstlendiği müzikler harika. Orijinal film müziği olmayan ve kullanılan diğer şarkıların da leziz olduğunu söyleyebilirim. Müzik kullanılan her bir sahne filmi başka bir boyuta taşımış. İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Fakat umarım keyfinizin iyi olduğu bir günde izlersiniz. Aksi takdirde, size sonsuz depresyonunuzda iyi bir yol arkadaşı olacak ve kendisini hiç unutturmayacaktır.

Fragman:

Yazar

Bir cevap yazın