Bir Kadro Geçti

“Hatırlıyorum ki, Kadro intişar ederken maksadının, Türk milletine has meslek ve metod’un, millet ve memlekette teessüs ve inkişafına hizmet olduğunu yazmıştı. Kadro’ya, bu maksadında geniş muvaffakiyet temenni ederim.”[1]

Gazi Mustafa Kemal

1932-1935 yılları arasında 36 sayılık Kadro dergisinin etrafında toplanan isimler olarak aklımızda kalan kimselerdir Kadrocular. Cumhuriyet devriminin çalkantılı ilk 10 yılından sonra devrimin ideolojisini yaratmaya çalışan, küresel görüşler arasında üçüncü bir yol arayan entelektüel beyin takımı olan Kadrocuların fikirleri, üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen hâlâ sağlamlığını ve başvuru merkezi olma özelliğini koruyor.

Kadrocuları anlamak için bakılması gereken ilk yer Cumhuriyet Devriminden 1929’a kadar uzanan yıl aralığıdır. Dönemin önemli iki devriminden biri olan Cumhuriyet Devrimi, yine çağdaşı olan Sovyet Devriminden kaynak noktasından ayrılmaktaydı. İkisi de antiemperyalist devrimler olsa da Sovyet kaynağı sınıf kurtuluşuna dayalı sosyalist bir hareket iken; Türkiye kaynağı ulusal kurtuluşa dayalı bir bağımsızlık hareketiydi.

1923-1929 döneminde nesnel koşulların da etkisiyle liberal politikalar uygulanmış, İttihat ve Terakki’nin yerli burjuvayı güçlendirmeye çalışan “millî iktisat” amaçları sürdürülmüştür.[2] Tabii ki bu liberal politikalardan devletin ekonomiye hiçbir şekilde müdahil olmadığı anlaşılmamalı. Devlet özel girişimi destekliyordu. 1929 yılına gelindiğinde ise dünyayı sıkan ekonomik buhran, ilerleyen yıllara rağmen ihracatın düşmesi, devletçi ekonomilerin de başarılı olması tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de liberal ekonominin yerine devletçi ekonominin destekçilerini harekete geçirdi.

Kadro dergisinin 36 sayılık yayın hayatının olduğuna yazıya başlarken değinmiştik. Bu 36 sayılık yayın hayatında yayımlanan neşriyatların yarısına yakınını iktisadi meseleler oluşturur. Yani anlayacağımız, Kadro hareketi Kemalist devrimin ideolojini oluşturmaya çalışırken üzerinde durdukları en önemli mesele muhakkak ki iktisadi meseleler olmuştur. Hareketin teorisyeni konumunda olan Aydemir, derginin ilk sayfasında yer alan yazısında açıkça amaçlarının Kemalist devrimin ideolojisini belirlemek ve içini doldurmak olduğunu yazmıştır.[3]

Kadro hareketini daha detaylı incelemeye inmeden önce kısaca kadroculardan bahsetmekte yarar var. Şevket Süreyya Aydemir, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Vedat Nedim Tör, İsmail Hüsrev Tökin gibi ünlü kurucu isimlere sahiptirler. Yakup Kadri hariç olmak üzere hemen hepsi TKP kökenlidir ve Bolşevizm’den açıkça etkilenmişlerdir. Özellikle Aydemir başta olmak üzere yine dergi kadrosunun büyük kısmı Turancılık fikirlerinden etkilense de bunun boş bir hayal olduğunu anlayıp genelde komünist çizgilerde kalmışlardır.

Marksizm ve Kapitalizm Eleştirisi Çerçevesinde Kadro Özgünlüğü

Kadro hareketi Marksist ve kapitalist eleştiri yaparak dönemde komünist ve liberal kesimlerin oklarına hedef tutulmuştur. Kadroculara göre Marksizm bir sınıf teorisi olarak ulusal kurtuluş hareketlerini görmezden geliyordu. Sanayileşmemiş toplumlarda sınıf bilinci, sınıfsal ayrım, işçi hareketleri gibi kavramların bile oturmayacağı ve anlamlandırılmayacağı açıktır.               

Marx’ın deyimiyle Avrupa’da gezen hayalet Türkiye’ye hiç uğramamış olabilir. Çünkü Kadro hareketine göre Türkiye’de sınıf namına bulunan tek şey toprak ağaları ve köylü arasında olan çekişmeydi. Bunun da çözümünü sanayiyi devlet eliyle köylere kadar indirip, toprak reformunu da büyük ölçüde destekleyerek köylüyü ağaların elinden kurtarmakta bulmuşlardır.[4]

Gerek ulusal kurtuluş hareketi gerekse bağımsızlıktan sonra gereken uluslaşma ihtiyacı Marksizm’i Anadolu topraklarında uygulanamaz bir ideoloji hâline getiren etkenlerden sadece biriydi. Başta Atatürk ve devrim kadrolarının neşriyat ve durumlarına bakıldığı zaman Cumhuriyet devriminin rol model aldığı devrimin Fransız İhtilali olduğu apaçık ortada olmakla birlikte, Fransız İhtilali’nin de bir uluslaşma ve burjuva hareketi olduğu unutulmamalı.

Kadrocuların kapitalizm eleştirisi ise başlı başına temelden kaynaklanmaktaydı. Ekonominin devletin elinde bulunmasını sınıfsız bir toplum için elzem bulan Kadrocular, özellikle sınıfsal olarak ayrılacak bir toplumun uluslaşma bakımından geri kalacağını yazarlar. Kadrocuların bu görüşleri üçüncü bir yol olarak çağının çok ötesinde bir özgünlükte olsa da CHP içerisinde bulunan Recep Peker önderliğindeki o dönem “Kemalist Elit” denilen devlet zümresi ve yine CHP içerisinde bulunan ve “İş Bankası Grubu” olarak adlandırılan liberal kesim tarafından yoğun bombardımana ve eleştirilere maruz kalmıştır. Yalnız CHP içerisinden değil, TKP geleneğinden gelen insanların da Kadrocuları “Kemalist Dalkavukluk” ile suçladığını da üzüntüyle belirtmek gerekir.

Devrimi Tabana Yaymak

Eğer bir devrim yapılıyorsa, devrimin yayılma ihtiyacı elzemdir. Bu konu da tabii ki teorik tartışmaların içinde olmakla birlikte Kadrocuların en çok eleştiri aldığı, yıllar sonraki Kadro savunucularının bile hala aynı şekilde eleştirildiği bir husustur. Yıllarca devrimi tepeden tabana doğru yayarak halkı üstten değiştirmeye çalışıp, devlet eliyle oligarşik bir düzen kurmakla suçlanmışlardır. Peki bu suçlamalar ne kadar doğru? Diğer bir soru ise devrimin tabandan çıkması mümkün müydü?

Bu konuda yukarıda da değindiğimiz üzere burjuva devrimi ve işçi devrimi örnekleri üzerinden inceleme yapılabilir. Belirli bir sınıf bilincinin oluştuğu toplumlarda işçi devrimi ile birlikte tabandan bir yapılım ve yayılım söz konusu olabilir. Marksist teorideki proletarya diktatörlüğünün de amacının bu olduğunu söyleyebiliriz. Hak bilinci olan, bireysel özgürlüklerini sağlam tutup korumaya çalışan toplumlarda da bu “tabandan yayılım” söz konusu olabilir. O günün Türkiye’sinde bu iki durum da herhangi bir “tabandan yayılım” teorisinin kabulü de mümkün değildir.

Cumhuriyet Devriminin temeli itibarıyla Fransız İhtilali ile ilişkilendirilebileceğini söylemiştik. Aynı durum 1789-1793 yılları Fransa’sında da geçerlidir. Tabandan bir yayılım söz konusu değildir, olamaz da. Yakup Kadri inkılap hamlesine iki türkü irticanın kement vurduğunu ifade eder. Mektepli ve medreseli bu iki softa tipin Tanzimat’tan beri varlığını sürdürmekte ve inkılaba karşı el ele yürümektedir.[5]

Kadro’dan Kalan

Kadro hareketi sadece çağının değil, ulusal ve küresel anlamda gelecek kuşaklarda da fikrî boyutta hareketlendirmeler sağlamıştır. Türkiye’de Yön Dergisi çevresini, Millî Demokratik Devrim çevresini ve dünyada düzenli süregelecek olan antiemperyalist ulusal kurtuluş hareketlerini körükleyen Bağımlılık okulu ve Dünya Sistemi Teorisini 30 yıl öncesinden tahmin eden ve teorik gelişime katkıda bulunan bir harekettir.[6]

Kadro hareketi şüphesiz Kemalist ideolojiyi geliştirip temele oturtarak sadece yerel anlamda değil, küresel anlamda da emperyalizme karşı ulusal kurtuluş mücadelelerinde Kemalizm’in bir rol model alınmasını istemiştir. Kimi yazarlara göre ise Kemalist devrimler bu konuda zaten bir rol model hâlini almıştır.

Derginin Kapanışı

Kadro neşriyatı İsmet İnönü, Falih Rıfkı Atay, Ruşen Eşref Ünaydın gibi isimler tarafından desteklense de devlet ve CHP içerisindeki kimi kesim tarafından “Kemalizm’in çizgisini değiştirmek”, “marksistlik yapmak”, “faşizme yöneltmek” gibi eleştiri yağmuruna tutulmuştur. Derginin imtiyaz sahibi olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk tarafından Tiran’a diplomat olarak gönderilerek bir nevi derginin “acı olmayan yolla” kapatılması sağlanmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında Yakup Kadri’nin “Zoraki Diplomat” adlı eserinin ismi daha bir anlamlı gelmektedir.

Kadrocuların çoğu hâlihazırda zaten devlet memuru olarak bulunmaktaydı. Görünürde küskün olmayacak bir şekilde onlar da hâlâ devletin gerek önemli gerek normal kademelerinde memuriyetlerine devam ederek sessiz sedasız hareketi sonlandırdılar. Kadro Hareketi o dönem yöneticileri tarafından liberalizm savunucularına karşı devletçiliğin sabit kalınmasını kolaylaştırmak için mi kullanıldı yoksa ideolojik eksiklikten kaynaklı bir oluşum muydu? Bu konuda gerçeği sanırım hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Bu gelişmelerin yanında Kadrocular da dergi dağıldıktan sonra neden dağıldığına dair açık söylemlerde bulunmamış, sadece bazı yazarlar çeşitli söylev ve yazılarında birkaç ipucu vermek ile yetinmiş veya bunu istemiştir.[7]  

Kaynakça

Yararlandığım kaynaklar aynı zamanda derin okuma önerileridir.

  1. Fatih Demirci: Kadro Hareketi ve Kadrocular https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/55361
  2. Ozan Örmeci: Kadro Hareketi ve Etkileri http://ydemokrat.blogspot.com/2008/09/kadro-hareketi-ve-etkileri.html
  3. Alparslan Nas: Kadro ve Kadrocular / Marksizmden Kemalizme https://birikimdergisi.com/guncel/237/kadro-ve-kadrocular-marksizmden-kemalizme
  4. Uğur Yıldız: Kadro Hareketi https://www.modarituel.com/kadro-hareketi/
  5. Mürüvvet Akar: Bir Sınıftan Kaçış Teorisi https://www.calismatoplum.org/makale/kadro-birsiniftan-kacisteorisi
  6. Temuçin Faik Ertan: Kadro Hareketi ve Dergisi https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/Kadro_Hareketi_ve_Dergisi
  7. Murat Devrim Dirlikyapan: Kadro Hareketi ve Bir Kadro Kitabı Olarak Ankara https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/666433
  8. N. Kemal Aydemir, Savaş Durmuş: Atatürk Dönemi Türkiye Ekonomisi (1923-1938) https://www.kafkas.edu.tr/dosyalar/iibfdergi/file/12/08.pdf
  9. Şevket Süreyya Aydemir: Tek Adam Serisi
  10. Şener Üşümezsoy: Ulusal Sol’da Örgütlenme Sorunu

[1] Şevket Süreyya Aydemir: Tek Adam Cilt 3

[2] Mürüvvet Akar: Kadro, Bir Sınıftan Kaçış Teorisi (Çalışma ve Toplum Dergisi, Ocak 2016)

[3] Ozan Örmeci: Kadro Hareketi ve Etkileri

[4] Bu konuda ayrıntılı bilgi için Köy Enstitüleri ve kapanma süreçleri incelenebilir.

[5] Murat Devrim Dirlikyapan: Kadro Hareketi ve Bir Kadro Kitabı Olarak Ankara

[6] Ozan Örmeci: Kadro Hareketi ve Etkileri

[7] Fatih Demirci: Kadro Hareketi ve Kadrocular

Yazar

Bir cevap yazın