Bir Yalan, Bir Talan

Şimdi en güzel izlerini taşıyorum omzunun

Ufka doğru bakmanın dehşetengiz lezzeti,

Bilmemişler hayretimin kurak kaldığını

Ondan ki holokost neymiş bilmiyorum.

Ama şimdi bana tuhaf mürekkep lekeleri nakşeden

Taptaze, sımsıcak kan akıyor çocuklardan, gelinciklerden.

Onların kirli sözlerini kımıldatan vardiya düdüklerini

Solumaktan kanser olmuş sesim

Senin umudunu ağartmak için dik durulacak elbet

Sular kaynatılacak ve buna sebep olan

suskunluğun şehveti kaplayınca odayı

Gözü açık ölmeyi de öğrenecek insan.

İnsan, inatla karıştırırken kendini zamana,

Beni konuştururken senin saçlarında ayırdığın güneş

Biraz kahır, biraz boş vermişlik sırnaşacak ayaklarımıza.

Çocukça uçuşuyor üzerimdeki aynalar

Gözleri sürmeli, saçları kınalı bir kadının telaşı

Tozlu evraklardan çıkarıyor yarını

Önüme seriyor ne varsa

“Bak! Yarınlar da varmış”

diye bakıyor,

Yarınlar, bir partizanın kül oluşunu gösteriyor.

Şehir bu yükü kaldıracak mı?

Belli değil,

Omuzlanır bazı yasaklanmış türküler

Haykırışlarla açar karanfiller, eğer açarlarsa

Torna tezgahlarında öfkesine şekil veren

Hınzır sevdalarını döven karanfiller haykırışlarla

Tunçlardan bir gece taburu takılıyor ayaklarıma

Tarlalar ve serbest piyasa ekonomisi üzerine düşündüklerim

Yarını kurtarmaya güç bulamamak üstüne düşündüklerim

Ve hiç yanımda olmayan

Bedenimi intihar mektuplarına karıştıran sevgilim

Çocuksu bakışlarıyla dökülüyor aklıma.

Gece sanki yumrukluyor insanları

Gece ile fokurduyor kaburgamdaki yara

Resmine çarpıp parçalanıyor intihar düşüncesi.

Bileklerimin urundaki yağmurlar

Bende gecenin artık son ıslaklığıdır.

Gözümde çığlıklarını hissediyorum zebanilerin

Kış gelmeye başladı hanemize,

Ve şimdi bir şiir için

Senden kalan kalemimi hazırlıyorum.

Yazar

Bir cevap yazın