Diz Çökme Eylemi Ne Anlama Geliyor?

“Bu yaptığımız şey benim için yeterli değil. Diz çökmenin artık bir maç önü rutinine dönüştüğünü hissediyorum. Diz çökelim veya çökmeyelim, bazılarımız hâlâ ırkçı tacizlere maruz kalıyor ve bu durum bunu değiştirmiyor. Diz çökmenin aşağılayıcı hissettirdiğini daha önce de söyledim. Ailem bana büyürken siyah olmaktan gurur duymam gerektiğini söyledi. Ne olursa olsun dik durmamız gerektiğini hissediyorum.”

Bu sözler, Crystal Palace’ta forma giyen futbolcu Wilfried Zaha’ya ait. Pandemi sonrası İngiltere futbol ligi Premier Lig yeniden başladığından beri, yani yaklaşık bir senedir maçlar öncesi yaklaşık otuz saniyeliğine diz çökülüyor. Bu hareketle hem yeşil sahalarda hem de yeşil saha dışındaki bütün ırkçı eylemler protesto ediliyor. Bu protesto şekli, artık her maç öncesi alışılmış bir ritüel hâlini aldı. Tek diz üstüne çökme hareketinin hikâyesiyse birkaç sene öncesine uzanıyor.

Amerikan futbolu ligi NFL’de San Francisco 49ers quarterback’i Colin Kaepernick, 26 Ağustos 2016’da sezon öncesinde Green Bay Packers’la oynanacak hazırlık maçı öncesi millî marş okunurken dizi üstüne çökerek sadece Amerikan sporları tarihine değil, Amerikan tarihine geçecek bir harekete imza atıyordu. Geçmişte bu hareketin bir benzerini yedek kulübesindeki yerine oturarak yapmıştı. Bu eyleminin hedefi olarak ise “yaşadığı ülkenin siyahi ve ‘renkli tenli’ insanlar üzerine kurduğu baskıyı protesto etmek” olduğunu belirtiyordu. Tavsiye üzerine tek dizi üzerine çökme pozisyonunu deneyen Kaepernick, daha sonrasında kariyerinin bitmesiyle sonuçlanacak olsa da beklediği farkındalık ortamını yaratmayı başarmıştı. Bu hareketiyle Amerikan kamuoyu kutuplaştı: Bir kesim Kaepernick’in eylemini haklı bulup ülkenin kanayan yaralarından ırkçılık ve benzeri ayrımcılıklara dikkat çekerken karşılarında konuşlanan bir diğer kesim bu eylemin ABD’ye, millî marşa ve “Amerikan değerlerine bir hakaret” olduğunu öne sürüyordu. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın “Bu temsil ettiğimiz ve sahip çıktığımız her şeye büyük bir saygısızlık. NFL takım sahiplerinden oyunculardan biri bayrağımıza saygısızlık yaptığında ‘şu o***** çocuğunu oyundan alın hemen, kovuldu!’ demesini duymak istemez misiniz?” demeçleri sonrası muhafazakârlığı ve tutuculuğuyla bilinen NFL’de lig yönetimi ve takımlardan tepkiler yağmur misali yağdı.  Pek çok NFL takımı ve oyuncuları hatta bu spor dışındaki Megan Rapinoe gibi kimi sporculardan da maç öncesi marş okunurken diz çökme hareketi geldi. Geçtiğimiz mayısta Minneapolis’te George Floyd’un polis terörü sonucu katledilmesinden bu yana “Black Lives Matter” protestoları yeniden alevlendi ve diz çökme hareketi bir daha gündeme geldi.

Diz çökme hareketi sadece bitmek bilmeyen ırkçı eylemlere değil, Amerikan millî marşı Star Spangled Banner’a (Yıldızı Parlayan Bayrak) yönelik sessiz bir protesto olduğu da ileri sürülmekte. Marşta yer alan,

“Paragözü ve köleyi hiçbir sığınak kurtaramaz

Firarın dehşetinden ya da kabrin kasvetinden

Ve yıldızı parlayan bayrak zaferle dalgalanır

Hürlerin vatanında ve cesurların yuvasında”

ifadeleri esasında köleliğin meşru ve fazlasıyla yaygın olduğu kolonyal döneme referansta bulunuyor. Bu dizeleri ırkçılık konusunda nezahetten uzak bir tarihe sahip ABD’de, bu utancın yazılı bir kalıntısı olarak görmek çok gerçekçilik dışı olmayacaktır.

Mevzubahis eylemde mesele; marş, bayrak gibi somut imgelere gösterilen saygısızlıktan daha çok, millî marşta yer alacak kadar ABD’nin iliklerine sinmiş olan kurumsallaşmış ve kanıksanmış ırkçılığa karşı çıkmak. Sessiz ve barışçıl bir tepki olmasından ötürü takdire şayan olsa da kamuoyu oluşturmak ve sonuçlanmayan tartışmalar yaratmaktan öteye gidemediği de ortada. Wilfried Zaha’nın bahsettiği de tam olarak bu.

Futbol dünyası, uzun süredir ırkçılıkla savaşmakta. UEFA, FIFA, Premier Lig gibi pek çok kuruluş, ırkçılık karşıtı kampanyalar düzenlese de bu sorun ne yeşil sahalardan ne sokaklardan ne de akıllardan silinebilmiş vaziyette. Buna yönelik yapılan pek çok çalışmanın da arzu edilen hedeften uzakta olduğunu görmek çok da zor olmayacaktır. Irkçılık ve türevi ayrımcılık türleri karşısındaki mücadele sertleşmediği ve somutlaşmadığı müddetçe atılan her türlü adım havada kalmaktan öteye gidemeyecek. Tıpkı Kaepernick’in ortaya koyduğu cesur manifestonun artık sıradanlaşıp sembolik bir hâl alması gibi.

Yazar

Bir cevap yazın