Doğu Türkistan’da Neler Oluyor? Çin’de İnsan Hakları İhlalleri

Tarihi Geçmiş

Çin ‘in beş özerk bölgesinden biri olan Sincan Uygur Otonom Bölgesi, tarihi ismi ile Doğu Türkistan’ın 1876’da doğusu Çin-Mançurlular, batısı Ruslar tarafından işgal edilince bölge ikiye bölünmüştür. 1911’de Çinliler Mançur Çin Hanedanlığı’na son verip Milliyetçi Çin’i kurunca Doğu Türkistan Çin sömürgesi olarak kalmıştır. 1949’da da Milliyetçi Çin Liderleri komünistlerden kaçarak Tayvan’a gidince Doğu Türkistan bu sefer Çin Halk Cumhuriyeti idaresine geçmiştir.

Doğu Türkistan halkı çok kez bağımsızlık girişiminde bulunmuşsa da 1933 ve 1944 yıllarındaki küçük başarıları hariç Çinlilere yenik düşmüşler ve azınlık olarak yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Mançur Çin, Milliyetçi Çin, Komünist Çin… devir ve idare değişse de Çin’in Doğu Türkistan politikası genel olarak Çin’e bağlı bir Doğu Türkistan idealine dayanmıştır.

Bu üç dönemi genel hatlarıyla ele alacak olursak Feodal Mançur Çin Yönetimi zamanında, 18 Kasım 1884’te Doğu Türkistan’a yeni toprak anlamına gelen “Xinjiang” ismi verilmiştir.[1] Bütün şehir ve ilçelerin ismi Çinceye tercüme edilmiş, bölgeye Hunan, Yünnan ve Kansu eyaletlerinden Çinliler sevk edilmiştir.

Milliyetçi Çin zamanında Chiang Kay Şek, Doğu Türkistan politikasının Mançur dönemindeki gibi olmayacağını dile getirse de sonradan iktidara geldiğinde bu fikri değişmiştir.

Komünist Çin zamanında Mao; iktidara geldiğinde Moğol, Tibet ve Doğu Türkistan’a kendi kaderlerini tayin hakkını vereceğini söylese de süreç öyle gelişmemiştir. Doğu Türkistan da bu sefer en azından federatif bir cumhuriyet olmayı talep etmiş fakat sosyalizm düşmanlığıyla nitelendirilmiştir. Mao bölgeyi sosyalizme uygun bir şekilde otonom bir bölgeye çevirmiş; 1955’te de bölgenin ismi “Sincan Uygur Otonom Bölgesi” olarak değiştirilmiştir. [2] Halk komünleştirme amacıyla bir yerden bir yere sürülmüş, aile hayatı, milli ve dini gelenekler yok sayılmıştır. Kuran ve diğer dini kitaplar tamamen yasaklanmış ve camiler kapatılmıştır. İbadet yerleri de yıkılmıştır.

Mao’nun ölümünden sonra Çin Hükümeti halka biraz daha serbestlik tanımış, camiler ibadete açılmış ve yıkılan camiler Çin Hükümeti tarafından onarılmıştır.[3] Kuran Uygurcaya çevrilmiş ve medreseler tekrardan faaliyete geçmiştir. Uygurluların özel ticaret yapmalarına olanak sağlanmıştır. Kolektif tarımcılıktan ferdi tarımcılığa geçmelerine de müsaade edilmiştir.

Fakat 1980 itibariyle bölgede karışıklıklar ve Çinli-Uygur çatışmaları baş göstermiştir. Bölgeyi otonom olmasına rağmen Çinlilerin yönetmesi, gelir ve fırsat eşitsizliği bölgedeki karışıklığın ana sebepleridir.  Uygurluların itirazları üzerine hükümet onları bölücü, terörist olarak nitelendirmiş ve zorla çalışma kamplarına göndermiştir.

Sincan Uygur Otonom Bölgesinin Stratejik Önemi

Çin’in bu bölgeyi baskı altına almasının en büyük nedeni bölgenin stratejik önemidir. Doğu Türkistan; uranyum, platin, gümüş, demir, kurşun, bakır, kömür ve petrol gibi yeraltı kaynaklarınca zengin bir ülkedir.[4] Geçmişte Doğu Türkistan’a hâkim olan devletler bütün Asya’ya hâkim olmuşlardır. Doğu ile batıyı birbirine bağlayan İpek Yolu da bu topraklar üzerinden geçmektedir. Xİ Jinping’in yönetime geldiği günden beri üzerinde durduğu Bir Kuşak Bir Yol Projesi de bölgedeki amaçlarının bir diğer kanıtıdır. Tüm Çin’in yeraltı zenginliklerinin dörtte üçünün bu bölgede bulunması, petrol ve doğalgaz yataklarının Tarım Havzası’nda bulunması, Kazakistan’dan petrol taşıyan boru hattının bu bölgeden geçiyor olması Şincan’ı Pekin açısından gerçekten vazgeçilmez kılmaktadır[5].

Güncel Kriz

1964- 1996 yılları arasında bölgeye yakın yerlerde gerçekleştirilen nükleer denemelerle 190.000 insanın ölümü[6], Uygur genç kızlarının çalıştırılma bahanesiyle ailesinden zorla alınarak Han Çinlileriyle evlendirilmesi, cahil bırakma amacıyla sürekli alfabe değişiklikleri, eğitim dilinin Çince olması, üniversitelerde Uygurcanın yasaklanması, 2012 yılında Ramazan ayında oruç tutmanın yasaklanması, aynı şekilde camiye gitme yasağı, 18 yaşından küçük çocukların dini eğitim ve ibadette bulunmasının yasak olması (ki bu yasak Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır), bölgeye yoğun bir şekilde Han Çinlisi göçü (Çin Hükümetinin “go West” politikası) Çin’in bölgede gerçekleştirdiği hak ihlallerinden yalnızca bazılarıdır. Çin anayasasına göre, her vatandaşın dine inanma veya inanmama hakkı vardır. Ancak bu hakkın Doğu Türkistanlılara karşı tanınmadığını güncel krizden de gözlemleyebiliriz.

2016’da Xİ Jinping, Chen Quanguo’yu Uygur Özerk Bölgesi’ne Komünist Parti Sekreteri olarak atamıştır. Kendisi 2011-2016 yılları arasında Çin’in bir başka problemli bölgesi olan Tibet’ten sorumlu olmuş ve o bölgede de baskıcı bir yönetim yürütmüştür. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne göreve geldiği süreç boyunca polis baskısını ve kontrolleri arttırmış; »Yeniden eğitim kampları « adı altında baskıcı rejime boyun eğmeyen Uygur Halkı bu kamplara zorla götürülmeye başlamıştır. Şu an bu kamplarda yaklaşık 1 milyon insan olduğu bilinmektedir. Jinping’in iktidara geldiği günden beri Uygur özerk bölgesindeki güvenlik harcamaları 2012-2017 yılları arası 3 katına çıkmıştır. Bölgedeki kamp sayıları arttırılmış ve kamplarda kendisinin yazdığı şiir ve türküler okutulmaya, Çince öğretilmeye başlanmıştır. Toplu bölgelerde kamera denetimi sıklaştırılmış ve güvenlik kontrolleri maksimum düzeye çıkarılmıştır.

Çin bu ihlalleri kabul etmemekte ve bölgenin Çin topraklarının bir parçası olduğunu ve bu nedenle kendi iç meselesi olduğunu savunmaktadır. Çin’in BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip 5 devletten biri olması ve bölge ve uluslararası sistemdeki gücü de Uygur Krizine olan müdahaleyi güçleştirmektedir.

Ezcümle,Uygur halkı 21. Yüzyılda dünya tarihinin karanlık dönemlerinin kaderini yaşamaya maalesef devam etmekte ve ne yazık ki bu durum uluslararası kamuoyunun gözü önünde önlenemeden devam etmektedir.

KAYNAKÇA

  • Alpteki̇n, E . “Çin’in Doğu Türkistan Siyaseti”. Istanbul Journal of Sociological Studies, 2011
  • Öztürk G.A. “Uluslararası Çatışma Bölgeleri: Doğu Türkistan ve İnsan Hakları İhlalleri, Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi, 2013
  • Dağcı K., Keskin M. “Çin’in Doğu Türkistan Politikası ve Azınlık Hakları Bağlamında Hak İhlalleri”, Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi, 2014
  • Sayın Y., Koçak G. “Müslüman Dünyanın Bir Sorun Alanı Olarak Doğu Türkistan Meselesi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin İzlediği Politikalar” Journal of Ottoman Civilization Studies, 2017
  • Sander O., “Çin Dış Politikası Üzerine Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 1971
  • İnce, G., “Çin’in Vahşi Yüzü: Doğu Türkistan Zulmü ve Uluslararası Toplumun Sorumlulukları” , Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi (ASEAD), 2019
  • https://tr.euronews.com/2020/07/08/uygurlara-cin-iskencesi-dogu-turkistan-da-neler-oluyor

[1]Dağcı K., Keskin M. “Çin’in Doğu Türkistan Politikası ve Azınlık Hakları Bağlamında Hak İhlalleri”, Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi, 2014

[2]Öztürk G.A.. “Uluslararası Çatışma Bölgeleri: Doğu Türkistan ve İnsan Hakları İhlalleri, Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi, 2013

[3]Alpteki̇n, E . “Çin’in Doğu Türkistan Siyaseti”. Istanbul Journal of Sociological Studies, 2011

[4]Alpteki̇n, E . “Çin’in Doğu Türkistan Siyaseti”. Istanbul Journal of Sociological Studies, 2011, syf 11

[5]DOKUZLAR, B., H. Yılmaz, C.Pala; (2006), “Çin’in Orta Asya Enerji Politikası”, Avrasya Dosyası: Türk Dünyası – Çin”, cilt: 12, sayı: 1, s.4

[6]Sayın Y., Koçak G. “Müslüman Dünyanın Bir Sorun Alanı Olarak Doğu Türkistan Meselesi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin İzlediği Politikalar” Journal of Ottoman Civilization Studies, 2017

Yazar

Bir cevap yazın