Adolph Rickenbacker

Bugün “Müziğin Tanımını Baştan Yazanlar” yazı dizimizde, geçtiğimiz çağın tüm müzik algısını belirleyen bir enstrümandan; elektrogitardan ve tarihindeki ufuk açan kahramanlarından bahsedeceğiz. Hızlı bir yolculuk olacak kemerlerinizi bağlayın… 🙂

Ticari amaçla üretilmiş ilk elektrogitar George Beauchamp tarafından tasarlanmıştı.  Fakat iyi bir mucit olduğu kadar iyi bir tüccar olan Beauchamp bu ürünü pazarlamak için üstün bir strateji geliştirdi. Ortağı ve çalışma arkadaşı Adolph Rickenbacker ile görüşen Beaucahamp gitarını “Rickenbacker” adıyla pazarlamak istiyordu. Bunun sebebi Adolph’un yakın kuzeni Eddie Rickenbacker’ın I. Dünya Savaşı’nda Onur madalyası almış bir as pilot ve halkın kahramanlarından biri olmasıydı. Beucahamp’ın Rickenbacker markası ile piyasaya sürdüğü gitarın ise oldukça ilginç bir lakabı vardı: “Kızartma Tavası”

Belki de o kadar ilginç bir isim değil

Elektrogitarın tarih sahnesine çıkması aslında bir ihtiyaca dayanıyordu, büyük kitlelere sesi ulaştırmak daha büyük konserler vermek için sıradan bir gitarın sesi yetersizdi. Müzik artık klasik dinleti salonlarından çıkmıştı gürültülü mekânlarda icra ediliyordu ve gitar özellikle caz müziğin en önemli parçasıydı. Üstelik bu gruplarda bir diğer önemli çalgı olan keman oldukça kudretli bir sese sahipti ve oluşan seslerde bir denge gerekiyordu. Tarihin en büyük gitar dâhilerinin başında gelen ve elindeki bir sakatlıktan ötürü sadece iki parmağıyla gitar çalan Django Reinhardt bu sorunu çözmek için bir takım çözümler bulmuştu. (Hemen aşağıdaki videoda göreceğiniz ve dinleyeceğiniz üzere…) fakat Rickenbacker markası herkes için ulaşılabilir olan yepyeni bir enstrümanı insanlığa tanıtmıştı.

Tüm bunlar 20. Yüzyılın henüz başında gerçekleşiyordu ve bu devirde müzik piyasası denilen kavram henüz oluşuyordu. Yüzyılın ilk 50 yılında popülaritesini giderek arttıracak ve dönemin en yaygın müziği haline gelecek olan caz müzik içinde yetişen müzisyenler arasında özellikle gitaristlerin kendine has bir karizmaları vardı. Gitaristler, piyanist ve bas gitaristlerin aksine ayağa kalkabiliyor sahnede hatta seyircilerin arasında dolaşabiliyorlardı. Bu karizmatik duruşun üzerine eklenen elektrik güncellemesi ile yeni bir çağın ilk sesleri duyulmaya başladı. Üstelik elektrogitar kendine has bir ses sahasına sahipti, sesi elektrik sinyalleri ile oluştuğundan bu sinyaller manipüle de edilebiliyordu.

Bu dönemin gelmiş geçmiş en büyük gitaristi ise Lester William Polsfuss olacaktı. Zira elektrogitar üzerinde yapılabilecek şeylerin en büyük kâşifiydi. Django Reinhardt’tan oldukça etkilenmiş olan Lester üst düzey bir gitar tekniğine sahipti ve oldukça popüler bir müzisyendi. Biraz zaman sonra kendi lakabıyla anılan ve şöhreti günümüzde kendini bile aşmış olan Les Paul isimli gitar tasarımını hayata geçirecekti.

Lester William Polsfuss ve gitarı

Les Paul gitara olan hâkimiyetini bir şova dönüştüren ilk müzisyendi. Bu şovların çoğunda güzel eşi Mary Ford ona bazen sesiyle bazen de gitarıyla beraber eşlik ediyordu. Bu müzisyen çift kameraların aranan yüzleriydi, örneğin “Listerine” markası için hazırladıkları ve Les Paul’ün çaldığı en zorlu sololardan sadece birini içeren aşağıdaki reklama göz atalım.

Televizyon ile herkesin evinde bulunan Les Paul bu dönemlerde beklide binlerce gencin gitar çalmasında önemli bir aktördü. 1915 yılında doğan ve 2009 yılında vefat eden Les Paul bu uzun ömrü boyunca tarih sahnesine çıkmış tüm dünyadaki gitar ilahlarının ilahı oldu.

Les Paul’ü takip eden kişilere hızla bakacak olursak, 1924 yılında doğan Chet Atkins gibi gitaristler üstün tekniklerinin yanında gitarın elektronik boyutuyla ilgilendiler ve gitarlarından çıkan sesleri manipüle etmenin ilk örneklerini gösterdiler. Amerika’da müzik piyasası beyazların caz müziğinden, siyahilerin Blues müziğine doğru ilerlerken adeta ülkemizdeki Âşık Veysel gibi dönemin halk ozanları olan tarla işçileri şehirde elektrogitar ile tanıştılar. Chicago Blues varlığını elektrogitarın şahsına münhasır sesine borçluydu.

1946 yılında Leo Fender kendi gitar markasını kurdu ve günümüzde dahi kullanılan kusursuz teknolojileri Stratocaster ve Telecaster gibi mükemmel şekillere sokacaktı. Ardından gelen 1945 doğumlu Richie Blackmore gibi isimler, gençler arasında tapılan rock müzisyenleri oldular ve günümüzde yetişen herhangi bir gitarist ele alındığında tüm bildiklerini işte bu gitar hanedanlığı etrafında şekillenen ve temellerinin Les Paul’ün attığı mirasa borçluydu.

O yüzden bu hızlı hikâyeye son verirken, size yazımızın esas kahramanın en eğlenceli videosu ile veda ediyorum. Eşi ile yaptığı gitar atışmasının sonunda gitarının telini kopartan Les Paul bana kalırsa bir karı koca ilişkisinin müzikal halini biraz da şans eseri olarak bize sunuyor.

Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.