Fazıl Say’dan Bir Dizi Memleket Meselesi

Müzik, pandemi ile sustu ve müzisyenler uzun ve zorlu bir süreci yavaş yavaş geride bırakıyor. Bu konuyu yine Filokalist’te yazmıştım. (Bkz.: Karalanan Müzik) Elbette her zaman olduğu gibi Fazıl Say bu konu ve ülke gündemi hakkında doğru bildiğini söylemekten hiç sakınmıyor ki bravo ona… Ancak bu haftaki yazıda memleket meselesi derken Fazıl Say’ın ülkenin en kıymetli sanatsal değerlerini gündeme taşıdığı Türk Bestecileri Serisi’nden bahsediyorum.  Maalesef ülkemizin klasik müzik eserleri, daha oluştuğu yerde üzerinde bir toz tabakası kaplanıp ardından toprağın altında kaldığından bu eserleri birer hazine ve Say’ı da bir Indiana Jones olarak düşünebiliriz diyorum. Maceracı bir Arkeolog, belki de ulus adına bir kahraman. Bu kıymetler yok olup gidecek biz kulak kabartmazsak ve Fazıl Say bu olmasın diye çabalıyor. Nitekim Say, yaptığı işte temel gayesini şu sözlerle açıklıyor ki manzarayı da apaçık ortaya koymakta bu sözler:

“Ülkemizin sanatını dünyaya ve yine ülkemize tanıtmak”

Efendim uzun lafın kısası Fazıl Say 6 besteci ve 106 eserden oluşan “Türk Besteciler Serisi” kapsamında 6 albümlük çalışmasını yakın zamanda tamamladı. Albümler tüm dijital platformlarda görücüye çıktı. Ben de tümünü dinleyip geldim ve sizlere biraz albümlerden bahsetmek, bu geniş külliyattan minik örnekler sunarak tanıtıcı bir metin hazırlamak istedim. Bakın Turgay Erdener ne diyor:

“Sen sen sen yok olabilirsin ama seni sevmiş olmam yok olabilir mi?

Ve ben de yok olabilirim ama özlemiş olmam yok olabilir mi?”

Ben bu sözleri bugün hem konserler hem bestecilerin eserleri için tekrar ediyorum. Müziği onunlayken bile özlüyorum ve siz ilgili okurun da böyle bir özlem içinde olduğunu biliyorum ve bu 106 eser “öylesine yer alıyor ki karşımızda” ölümsüz sanat eserlerine, kusursuz başyapıtlara baktığımızı hissediyoruz. Ancak bu seri biraz zorlu. Bu eserler özgül ağırlıkları ile bir ömür sizin kulaklarınızda bir tat bırakmak için var. 3 aylık bir süreç içinde yayınlanan 6 albüm ardından Say, “Umarım yorucu olmuyordur.” diyor. Açıkça söylemek gerekirse albümlerin tümünü hemencecik dinlemek oldukça zordu. Ancak bestecilerimiz adına çok daha erken böyle bir çalışma yapılması gerektiği düşünülünce de biraz işin gereği buydu gibi düşünüyorum.

Say pandemi sürecinde sıkı bir çalışma ile icracılıktaki ustalığını ortaya koymuş. Yanı sıra Say’ın piyanosuna zaman zaman Senem Demircioğlu ve Atilla Gündoğdu sesleri ile eşlik ediyor. Eserlerin geneli yoğun bir duygu yükü ve çarpıcı renkler içeriyor ve bunların yansıtılmasında Fazıl Say’ın tutkulu tuşeleri adeta bir pekiştirici gibi. Bu bakımdan Erkin’in Beş Damlası’na biraz bakalım istersiniz. Hemen ilk bölümde (Animato) insanı içine çekiyor.

Eserler biraz uzun ve burada çoğuna yer vermek güç o yüzden çok çok sevdiklerime torpil geçeceğim ancak en sonda güzel bir çalma listesi bulabilirsiniz. Ayrıca Youtube kanalında Fazıl Say kamera karşısına geçip eserleri tanıtıyor. Örneğin hocası İlhan Baran’ın eseri hakkında anlattıklarına bakabiliriz:

Biraz da işin detaylarıyla albümleri tanıtacak sözler etmem gerekiyor, albüm tanıtımları bunu gerektir. Ancak içten içe sizlerin okumaktan çok gidip eserleri dinlemesini de beklediğimi itiraf etmeliyim. Zira hazine orada, benimki tarihe bir not düşmek sadece… “Eserleri tanıtmak ve bir kaynakça oluşturmak” gayesinde olduğunu vurguluyor Say. Umuyorum bu çalışmaların devamı da gelecektir. Üstelik elimizdeki 6 albüm de ilk değildi. Türk Bestecileri Serisi aslında Fazıl Say’ın 2015 yılında 4 Türk bestecinin çocuk şarkılarından oluşan “Çocuklar İçin” albümü ile başlamıştı. Ardından 2016 yılında nefesli sazlar albümü bu seriye eşlik etmişti ve şimdi ise sırasıyla İlhan Usmanbaş; Muammer Sun; Ahmet Adnan Saygun; Ulvi Cemal Erkin; İlhan Baran; Turgay Erdener albümleri ile (umuyorum şimdilik) elimizde 8 albümlük bir dizi mevcut.

Türk besteciler uluslararası bir başarı gösteremiyor mu, yoksa o kadar iyi değiller de biz milli duygularla mı abartıyoruz yahu? Sorularını ben de soruyorum sıkça kendime. Ancak esas sorun bu bestecilerin kendi ülkelerinde tanınmıyor oluşu sanırım. İşte bu yüzden söz konusu albümler birer memleket meselesidir. Zira uluslararası başarılar için yalnızca milli takımlarımız ve spor müsabakaları değil sanat da bir mücadele alanıdır ve bu alanlarda çok daha güçlü olduğumuzun bir ispatı Fazıl Say’ın bizzat varlığıdır. O sebeple bu kıymetli albüm serisine biraz vakit ayırmanızı tavsiye ediyorum. Sonrası hep futbol tabii. Hoşça kalın…

Yazar

Bir cevap yazın