Bülbül ile Gül

Bu hikâye öyle sıradan ve alışılmış gibi görünse de değildir. Hikâyenin kahramanları güle âşık bir bülbül ve bülbülü tarumar eden gül’dür. Buna bir aşk hikâyesi demek doğru mudur bilinmez. Aşk olması için…

Ölümün Kıyısında

Arabadan indim. Neredeydim?  Zülfü Livaneli’nin “Ölümün kıyısı, ölümün kendisinden daha feci bir şeydir, bunu yaşayarak öğrendim.” dediği o yerdeydim. Ölümün kıyısında. Cesaretimi bu feci hisse son vermek için toplamaya çalıştığım, her seferinde…

Helvadan Putlar

Peşinden umarsızca sürüklendiği makus talihine, vefa abidesi(!) milletimize selam olsun! Nasıl bir bağlılıktır maziye, yaşanılan onca badire ve hakka tacize? İnanılmaz… Uzun zamandır içinden çıkamıyorum, içinde bulunduğumuz kötünün. Ne, nerede, nasıl söylenir,…

Afife

24 Temmuz 1941 Beyaz çarşaf ve beyaz duvarlar, beyaz iki perdenin gerisinde bir gözüküp bir yok olan minik bir serçe var. Yüzüm ve ellerim bembeyaz, adeta yürüyen bir ceset gibiyim. Bir kimliğim…

Öğretmenle Sohbet: Unut(ma)mak

-Hâlâ yazacak şeyler kaldı mı? -Kalmadı. -O zaman neden buradasın? -İşin içinden çıkabilmek için. -Hangi işin? -Kendi işimin. -Senin işin ne ki? -Öğretmenim ben. -Öğretmenlikten mi bıktın? -Hayır, o benden bıktı. -Ne…

Akıbeti Hüzün Olur

Doğum ile ölüm arasına hapsolmuş bir varoluşun maliki olarak iyi ki derdim var demekten başka girizgâh bulamadım. Affola… Bu hafta üzerinde uzun bir süredir düşündüğüm ve minik bedenimle büyük sorulara göğüs germeye…

Aidiyet veyahut “Yerini Bilmek” Üzerine

Not: Mektubu okurken veya okuduktan sonra Abusey Junction’dan Kokoroko dinlemek güzel olabilir. Selam, Bu bir açık mektup. Ne yazacağımı bilmediğim ama yazmak hevesiyle yanıp tutuştuğumda başvuruyorum genellikle bu mektup yazma işine. Ne…

Kargalar ve Farkhunda

İçimde ilk ayakkabısına altı yaşında kavuşmuş, yanık yüzlü, küçük ve kara bir çocuktan doğma, koca bir hüzün var. Çocuk öleli yarım asırdan dört fazla zaman olmuş, ben ise çocuğun öldüğü yaşı iki…

Çatışma

1. Giriş Bu yazıda, başlıktan da anlayacağınız üzere bir toplum eleştirisi yapılacaktır. Fakat bu eleştiri, hiçbir şekilde herhangi bir gruba yönelik olmamakla birlikte, yalnızca örneklendirmek adına genel bir çerçeve içermektedir. Bahsedeceğim karakterlerin…

Söz Konusu Kişi

Anlatacağım kişi gerçekle alakasının hayli mümkün olduğu, akıl ve mantığın sınırları içinde dolaşan her insanın gerçeküstü bulmayacağı, milyonda bir görülmeyecek oldukça sıradan bir insan olabilir. Her yüzyılın bir dâhisi vardır derler, işte…

Sorguya Alınanlar: Fırıncı ve Kızı

“Komiserim, ben 5 yaşından beri it gibi çalışırım. Ne çocukluk bildim ne âşık oldum ne de bir kıza hediye aldım. Bu vefasız İstanbul’un her konteynerinin yerini evimden daha iyi bilirim. Yeri gelir…

Manavgat

Saat sabahın üçüne erişti. Havada tuhaf bir kızıllık, insanın nefesini kesen bir ağırlık var. Başımı pencereden çıkarıyorum. Penceremin pervazında, çatlak saksısına sinmiş ürkek menekşeye selam verecek oluyorum ama vazgeçiyorum, sanki biraz sesli…

“Bonapart Yafa’da Veba Kurbanlarını Ziyaret Ederken” Tablosu Üzerine Bir Deneme

Sanat ne tuhaf meşgaledir ki insanı insana taşıyan, taşıdıkça uzaklaştıran, uzaklaştıkça yakınlaştıran bir manaya delalet eder. Gayesi yıpranmış, dağılmış ruhların ve fırtınanın âsıfıyla[1] yolunda kaybolmuş cüsselerin siyahlara bürünen gökyüzünden begayedir[2] sanat. İçine…

Kekremsi Muhabbet

Uzun zamandır görmediğim bir dostla muhabbet ettim akşam. Ondan bundan konuştuk biraz, çok da ciddi olmadan. Zaten, ciddi olup da akıl sağlığını korumak aynı anda mümkün olmuyor bazı zamanlarda. Bana hatta dostuma…

Kâğıt, Çakmak ve İnsan

Sait Faik’e “Yazmasaydım deli olacaktım.” dedirten hayat, ona “Deli olmasaydım yazmayacaktım.” dedirtti en sonunda; kabullenmişti kendini. Aldı eline kalemi. Bembeyaz sayfaya baktı. Sayfanın saf beyazı ona hayatı; kalemin karanlığı ise insanlığı anımsatırdı…
1 2 3 10