Geçtiğimiz Senenin En İyilerinden: The Trial of the Chicago 7

THE TRIAL OF THE CHICAGO 7 (L-R) CAITLIN FITZGERALD as DAPHNE O’CONNOR, ALAN METOSKIE as ALLEN GINSBURG, ALEX SHARP as RENNIE DAVIS, JEREMY STRONG as JERRY RUBIN, JOHN CARROLL LYNCH as DAVID DELLINGER, SASHA BARON COHEN as ABBEY HOFFMAN, NOAH ROBBINS as LEE WEINER. NICO TAVERNISE/NETFLIX © 2020.

Evde kaldığım dört gün boyunca kendime 2020’de izleyemediğim başarılı filmleri izlemek gibi bir hedef belirlemiştim. Bu filmlerden bir tanesini izlediğim anda “Ben bunu şu ana kadar nasıl izlememişim?” diye tepki gösterdim. Bugün karşınızda geride bıraktığımız senenin en iyilerinden biri, belki de en iyisi var: The Trial of the Chicago 7 (Şikago Yedilisi’nin Yargılanması).

2020 yılının ikinci yarısında çıkan filmin yönetmeni ve senaristi Aaron Sorkin. Hatta Sorkin bu senaryoyu on yılı aşkın süredir geliştirmekte olup 2020’de Amerika’da yaşanan olaylar ve protestoların da etkisiyle filmini hayata geçirmek istemiş. Film, kendisinin de ikinci yönetmenlik deneyimi olmuş.

Peki bu filmin konusu ne? Filmi bu kadar etkileyici kılan ne? Gerçek hayattan uyarlanan bir mahkeme draması olan film, Şikago’da düzenlenen Demokratik Ulusal Konferansı sırasında Vietnam Savaşı karşıtı protestoları sebebiyle İsyan Karşıtı Yasa gereğince suçlanan sanıkların aylar süren duruşmasını ele alıyor. 1968’de yaşanan bu olayın kaynağı ise kongre süresince kendilerine gösteri alanı tahsis edilmesini isteyen eylemcilere izin verilmemesi. On bin kişiden oluşan grup izinsiz bir şekilde alanda kalınca polis ile aralarında bir çatışma çıkıyor. Olaylar esnasında yüzlerce kişi yaralanıyor ve tutuklanıyor.

Şikago Yedilisi olarak adlandırılan karşı kültür hareketinin önemli isimlerini barındıran grup, farklı ideolojilere sahip olup ortak bir amaçla yani ülkenin gençlerinin savaşa katılımını barışçıl bir şekilde protesto etme isteğiyle bir araya gelmiş kişilerden oluşuyor. Bu kişiler; Uluslararası Gençlik Partisi’nin kurucuları Abbie Hoffman ve Jerry Rubin, Demokratik Toplum için Öğrenciler’den Tom Hayden, Ulusal Seferberlik Komitesi üyeleri David Dellinger ve Rennie Davis ve son olarak John Froines ve Lee Weiner. Fakat Şikago Yedilisi’nin yargı sürecine bir sanık daha dahil ediliyor: Black Panther Partisi lideri Bobby Seale.

“Eğer kan akacaksa şehrin her yerine aksın.”

Kısacası Amerika tarihinin en kaotik davalarından birinin yargılama sürecini ele alan filmde, hukuk sisteminin de zayıf yönleri gösteriliyor. Hükümetin “fikirlerden” korktuğu bir sürece tanıklık etmiş oluyoruz. Bu korku polisleri de etkiliyor, polislerden yargıya sıçrıyor, muhalif sesler susturulmaya çalışılıyor. Dolayısıyla film, maalesef günümüzde birçok ülkenin fikirlerin özgürlüğüne karşı verdiği tepkilere geçmişe dayanarak ayna tutuyor.

Bana göre filmin en etkileyici kısmı gerçek kliplerin kullanılması. Özellikle bu kliplerin polislerle çatışma sahnelerinde kullanılması, bizleri filmin kurduğu hayali dünyadan alıp yaşananların vahşiliğini ve acımasızlığını vurguluyor. Bu da mahkeme salonundaki yaşananlara paralel olarak giden flashback sahnelerine yedirilerek yapılıyor. Sorkin’in bir diğer başarısı ise diyalog yazımı. Diyalogları ile öne çıkan bir filmde oyunculara da çok büyük bir görev düşmekte. Çok başarılı performansların ortaya çıktığı The Trial of the Chicago 7’ın kadrosu Yahya Abdul-Mateen II, Sacha Baron Cohen, Joseph Gordon-Levitt, Eddie Redmayne, Jeremy Strong, Mark Rylance, Alex Sharp gibi önemli isimlerden oluşuyor. Muzip ama etkili diyaloglar, güçlü oyunculuk ve başarılı müzikle birleşince ortaya akıcı bir film çıkmış.

Bir kere izlemenin yetmediği bu filmi izlerken sinirlenecek, gülecek ve üzüleceksiniz. Ama en önemlisi ise ders çıkaracaksınız. Demokrasinin günbegün geliştiği fikrinin bize dayatıldığı modern toplumda yargı sistemindeki yozlaşmışlıkların, tehdit olarak görülenin bastırılmasının nasıl zamandan ve konumdan bağımsız olarak hem var olduğunu ve günümüz sisteminde var olacağını da gözler önüne seriyor film. The Trial of the Chicago 7’nin idealist ruhu acaba sizin üzerinizde nasıl bir etki bırakacak?

Yazar

6 Yorumlar

  1. Merhaba,
    Yazınızı okuduktan sonra filmi seyretmek daha anlamlı oldu. Sizinde dediğiniz gibi geçmişte rastladığımız, günümüzde ve gelecekte de karşılaşmamız olası bir durum. Maalesef çok üzücü.
    Gerçek kliplerin filmde yer alması; insanı senaryodan çıkartıp belgesel havasına alıp gerçeklerle yüzyüze bırakıyor.
    Irkçılık, düşünce özgürlüğü,yargı sistemindeki çarpıklıkların işlendiği filmde ki her sahne yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor.
    Teşekkürler seyretmeme vesile olduğunuz için.

    Kaleminize sağlık.

Bir cevap yazın