Gitar İlahlarının Titanı: Django Reinhardt

İnsanlık tarihinde her çeşit engelin aşılmasına dair sayısız hikâye görebilirsiniz. Ancak iki parmak ile gitar çalmak ve gelmiş geçmiş en iyi gitaristlerden biri olmak gerçekten insanüstü bir yeteneğe işaret eder.

Reinhardt Belçika’da 1910 yılında doğdu. Gypsy, çingene, çigan, roman gibi çeşitli isimlerle anılan müziğe yeteneği aşikâr etnik grubun mensubuydu. Django ismi de bu kültürden gelen bir lakaptı. Asıl Adı Jean Baptiste Reinhardt’tı ancak kimse ona öyle seslenmezdi. Gezici müzisyen olarak Paris yakınlarında göçebe bir hayat sürüyordu. Henüz 12 yaşında barlarda ve kafelerde çalmaya başlamıştı.

18 yaşında kaldığı çadırda bir yangın çıktı ve sol elinin serçe ve yüzük parmakları ağır hasar aldı. Parmakları tam hareket kabiliyetini yitirdi ve yarı kapalı bir halde kaldı. Bu durumda gitar çalamayacağını söyleseler de o en iyi bildiği işi daha iyi yapmanın bir yolunu buldu.

İki parmağının üzerinde melodileri çalmayı başardı ve sakat parmaklarını bileğinden güç alarak akor basacak şekilde geliştirdi. İkinci Dünya Savaşından önce şöhreti tüm dünyaya yayıldı. Dünyanın her yerinden Fransa’ya gelen müzisyenler onunla sahne almak için adeta sıraya giriyorlardı.

Üstün yeteneğinin bir göstergesi de caz/çigan müziğin en yetenekli kemancılarında Grappelli ile kurduğu grubun kayıtlarında görülür. Her iki müzisyen de adeta yıldırım hızında sololar çalarken Reinhardt’ın klavyede iki parmağını gezdirdiğini değil iki elinin olduğunu düşünmek işten bile değildir. (https://www.youtube.com/watch?v=4v6muoXryqU)

Onu kendimce “gitar ilahlarının titanı”olarak adlandırıyorum. Zira birileri gitarı yarattı ve onu ilk muhteşem biçimde çalan Reinhardt oldu. Onun ardından bu güne gelen tüm gitaristlerin ilham aldığı kimseler bir silsile halinde Reinhardt’a bağlanır. Her şey onun iki parmağının ucundadır. Ayrıca elektrik gitara da verdiği ilhamı şu yazımda anlatmıştım: https://filokalist.com/elektrik-gitar-bir-devrin-calgisi-bir-devrim/

Müziğinin teknik detaylarına inildiğinde ise onun durmaksızın gelişen bir ustalığı olduğu görülür. Kayıtları kronolojik bir sıra ile dinlendiğinde onun her zaman yeni arayışlar içinde olduğunu anlamak kolaylaşır. Özellikle son dönem kayıtlarında, zaten doğuştan sahip olduğu mükemmel ritim duygusunu son derece esnek biçimde kullandığı sololarında müziğin nabzından çıkıp bambaşka ritmik oyunlar yaptığı görülür. Melodiler üretme konusundaki eşsiz becerikliliği ile çaldığı her şarkıdan bir şaheser çıkartır. Bir enstrüman ile kendini ifade etme konusunda bu denli çeşitliliği yakalamış başka bir gitaristin olmadığını söyleyebiliriz. Zira Django yapılabilecek her şeyi yapmıştır ve ardılları hep onun izlerini taşımış, özgün olamamışlardır.

Son olarak size bu mükemmel insanın birkaç kaydını daha sunarak veda etmek istiyorum. İlkinde onu gitarını çalarken izleme fırsatı bulduğumuz nadir bir videoyu bulacaksınız, Minör Swing ise bugün benzer çalgı topluluklarının milli marşı sayılmakta.

Yazar

Bir cevap yazın