İskender

Bozuk para koleksiyonumda hemen ilk bakışta diğer bozukluklardan ayrılan 1992 tarihli, rengi hafîf sarı ya da sarımtırak –şayet hatırlarsanız veya elinize bir şekilde geçmişse– 1987’de basılan 100 bin Türk lirası ile birebir aynı boyutlarda olan eski bir Yunan parası bulunur.

Tam 100 drahmi (δραχμή) değerinde…

Vakti zamanında antik Yunan halkı da kullanmış bir gümüş para olarak. Hatta 2000’li yılların başlarına değin Yunan diyarının para birimi halen “drahmi” idi, Milenyuma giriyoruz, coşkusu ile Porto Rafti’de kutlanmış olan o unutulmaz 2000 Yılbaşısında sakladığım 100 drahmi, Euro‘nun egemenliğiyle mazi olmuştu yalnızca birkaç yıl sonra.

Drahoma sözcüğüyle de akraba hiç şüphesiz.

Yani, “Hıristiyan adetlerine göre gelin tarafının damada götürdüğü para veya mal” olarak da tanımlanır drahoma.

Paranın arka yüzünde genç ve yakışıklı Makedonyalı Megas Aleksandros portresi göze çarpar anında. Hem de o gür saçlarının arasından çıkan meşhûr “boynuzlu” resmiyle…*

Tarihe adını, Arvila dolaylarında** komutası altındaki yalnızca 47 bin kişiden oluştuğu söylenen yaya ve atlı Yunan birlikleriyle, aşağı yukarı 250 bin civarlarındaki süvari ve savaş arabalarından oluşan Pers kuvvetlerini bozguna uğratmasıyla yazdırmış. Hakkında türlü destanlar yazılmış, efsaneler anlatılmış, askerî dehasına papirüsler dolusu methiyeler düzülmüş, Herodotus sayesinde sonraki nesillerde imparatorluk tahtına oturmaya oynayan genç veliahtlara bir “idol” olarak gösterilmiş.

İslam dünyasının yazmanları da onun namından haberdar olup, hatta onun cengaverlik öykülerinin tesiri altında kalmış olacak ki Kur’an metninin El-Kehf suresinde boşuna “iki boynuz sahibi” manasına gelen Zü’l-karneyn (ذو القرنين) sözcüğünü kullanmamışlar.

“Karn” (قرن) sözcüğü Arapça’da “boynuz” (İngilizce horn) demek iken, lisanın tesniye kuralı gereği sonuna “eyn” (ye ى ve nun ن) eklendiğinde “iki boynuz” olmuş. Tıpkı Arapça’dan Klasik Osmanlıca’ya transfer olan ve “ayakkabı, nal” manalarına gelen na’l (نعل) terimine na’leyn (نعلين) dendiğinde “bir çift ayakkabı yahut bir çift nalın” olması gibi…

Double manasında (duble, dabıl) …

Yani, “çift, ikili”

(ذو) terimi ise anlayacağınız üzere “sahip, malik” demek. Arapça’dan Klasik Osmanlıca’ya herhangi bir mana kaybına uğramadan olduğu gibi geçmiş. Kamûs-ı Türkî‘de de karşımıza çıkar.

Kur’an’da –Eski Diyanet çevirisiyle– “Zülkarneyn’in yeryüzüne yerleştirildiğini, her şeyin yolunun ona öğretildiğini ve Zülkarneyn’in bu doğrultuda bir yol tuttuğunu, güneşin battığı yere (bir nevî batıya) ulaştığı vakit, orada karşılaştığı millete isterse azap da edebileceği veya iyi muamele de gösterebileceğine dair bir icazet verildiği,” anlatılır uzun uzadıya… Zülkarneyn, görüldüğü gibi “peygamberlik görevi”nin en temel niteliklerinden biri olan Yaratıcı ile kontakt kurmak ve bir nevî “haberci” konumunda bulunmak gibi vasıfları üzerinde taşıyor bu Kuranî yoruma göre… Bu bahsi geçen Zülkarneyn, durmadan batıya seferler yapan, “çift boynuz sahibi” Aleksandros’dan yahut nam-ı değer İskender’den başkası değildir de kimdir?   

20 yaşında Makedonya tahtına oturduktan sonra adeta tarihten rüzgar gibi geçerek devasa Pers filosunu darma duman eden, adım adım Akdeniz havzasını koca bir Yunan kolonisine çeviren, Perslerden sonra Hind diyarını da almak için ilerleyen; ancak genç yaşında ölerek bir varmış, bir yokmuş, şu tarihten bir de “çift boynuzlu” Alexander geçmiş, dedirten bu genç komutan, talihe bakın ki, asırlar sonra Bursa şehrinin sembol yiyeceği olan şöyle bol tereyağlı, yoğurtlu, domates soslu İskender kebaba da adını vermiş.

Halk arasında aslında eskiden beri “döner kebap” olarak bilinen bu yiyecek, Mehmet Efendi lokantasını babasından devralan İskender Efendi ile daha da ünlenmiş ve namı ülke çapına yayılmış. Zaman içerisinde İskender’in kebabı veya doğrudan İskender kebap şeklinde anılmaya başlanmış. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren –1990’lı yıllarda daha da yoğun olmak üzere– Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinin arşivlerine göz atıldığında, ticarî maksatla hazırlanan çok sayıda yazı dizisi, röportaj ve haberde “İskender kebap” tanımlamasının giderek popülerleştiği görülür.

Peki, nasıl oldu da Alexander ismi “İskender” adına dönüştü?

Tıpkı Platon=Eflatûn konusu gibi biraz Arapçanın getirdiği bir hadise, biraz da telaffuzdaki dönüşüm örneğidir bu da.

Genç kumandanın isminin manası adeta popülerliğini kanıtlar niteliktedir sanki. Grekçe’de “Halkın koruyucusu, savunucusu” anlamına gelen Aleksandros (Ἀλέξανδρος) ismi, önce bizatihi komutanın kendi kurduğu Alexandria (İskenderiye) şehrinde yaşamış asırlar boyunca… Müslüman egemenliğine girdiğinde Yunanca’da “ksi” (ξ) harfini karşılayan “ks” sesi, halk arasında asırlar sürüp giderken dönüşüme uğramış ve bir nevî yer değiştirerek “sk” oluvermiş.

Yani, ismi “Garbis” olan birine “Gabris” denmesi gibi…

Arap lisanının meşhur harf’ut tarif (belirlilik takısı) kuralı gereği, İngilizce’de nasıl sözcükler “the” takısını alıyorsa, Arapça’da da “el” (ال) takısı almak sûretiyle koca Alexander şehrinin ismi dönüşmüş El’iskenderiyye (الإسكندرية) (Aliskenderiyye=Eliskenderiyye) terimine…

Haliyle kıtaları fethetmiş olan Aleksandros’un namı da olmuş size El’iskender (Aliskender) (الإسكندر)…

Bu yazıyı okuduktan sonra şöyle lezîz bir iskender kebap yediğinizde artık aklınıza gelir diye tahmin ediyorum vaktiyle tüm dünyayı veya daha doğru bir ifadeyle o çağın bilgilerine göre “bilinen dünyayı” fethetmeye kalkışmış olan Büyük İskender’in yahut Megas Aleksandros’un namı…

Notlar

*Çift boynuzlu miğfer taktığı düşünüldüğü için Çift boynuzlu (The Two-Horned) olarak anılır antik devir tarihçileri ve destan yazarları tarafından. Halen de bu ifade İskender için kullanılır.

** Arvila, Irak Kürdistan’ını kapsayan Dihok veya Duhok şehrinin yakınlarında bir yer.

Kaynakça

Hans Wehr, “قرن”, A Dictionary of Modern Written Arabic, ed. Milton Cowan, USA/New York, 1976, p.760.

Henry George Liddell & Robert Scott, άλέξανδρος”, A Lexicon Abridged from Liddell and Scott’s Greek-English Lexicon, UK/Oxford, 1869, p.31.

Kehf, 18: 83-86.

Pars Tuğlacı, “drahmi; drahoma” maddeleri, Okyanus, Cild 2, Istanbul, 1985, s.641.

Yazar

Bir cevap yazın