Kafamdaki Firavun

Birlikte bir şey deneyimleyecektik: Sen kafamın içine girip kafamdaki tüm firavunlara hadlerini bildirecektin. Ama benim firavunla geçmişim bir elin parmaklarını geçmezdi, senin de Musa’lık bir tarafın yoktu. Gözlerimiz sımsıkı kapalı, hırsımız ve öfkemiz arasında savrulduk durduk.

Bakıp da baktığımızı unuttuğumuz,

Görüp de varlığını unuttuğumuz,

Ağladığında var, güldüğünde yok olduğumuz eski bir yemin gibiyiz.

Belki de ben kalırım bu yeminden geriye, sen de yok olursun korkularımla ve bırakırım seni ait olduğun karanlığa. Sonra elbet dönerim gökkuşağından gemilerime ve geçerim rengârenk dümenimin başına ama şimdilik tek hissettiğim: Kafamın içinde eylemler yapan paralı askerler, göğsümde baba diye koşturan piçler, pusulamın kırılan iğnesi, tepemde uyumam için lanet okuyan kâbuslar, çatırdayan çığlıklarım…

Karanlıklar diyorum, şimdilerde daha karanlık. Ya korkularım yok olacak ya da ben…

Yazar

Bir cevap yazın