Kasap Dvořák ve Yeni Dünya Senfonisi

Bu hafta besteci Antonin Dvorak’ın (dvorjak) Çek Cumhuriyeti’nde bir kasap dükkânından Amerika’ya kadar giden hikâyesine ve muhtemelen en meşhur eseri olan Yeni Dünya Senfonisi’nin bir o kadar ilgi çekici bir icrasına göz atalım istiyorum. Üstelik yeni bir yılın getireceklerine dair o gerginlik, merak ve coşku da bu yazıda bana ilham oldu.

Dvorak için kasaplık aslında bir kader gibi görünüyordu. Prag yakınlarında bir köyde 8 Eylül 1841 yılında kasap bir babanın doğacak dokuz çocuğunun ilkiydi. 13 yaşında keman çalmayı öğrenmiş, Çek halk ezgilerini icra eder olmuştu. Gelecekte bu ezgileri tüm dünyaya tanıtacaktı tanıtmasına ancak babası onun müzisyen olmasını istemiyordu. O zamanlar yine kasap olan amcasının yanına çırak olarak girdi ve 15 yaşında kasap kalfası olarak belge aldı fakat kasaplık eğitimini aldığı meslek okulunda yeteneğini keşfeden hocası kasaplığın yanı sıra onun müziğe olan tutkusunu da ateşlemişti. Almanca öğrendi, kilisede çalıştı ve nihayet babasını Prag’da kilise orgçusu olmak için ikna etti. Okul okudu ama atanamadı. Geçimini sağlamak için uzun yıllar boyunca orkestralarda özellikle Prag tiyatrosunda viyolacı olarak çalıştı. Bu sırada yaptığı besteler birikti birikti… 1875’te Brahms’ın destekleriyle 400 Gulden’lik bir devlet maaşına nail olana kadar da geçim sıkıntıları sürdü. Dönemin en önemli bestecilerinden biri olan Brahms onun hem arkadaşı hem büyük hayranıydı. “Onun çöpe attığı karalamaları herhangi bir besteci ana tema olarak kullanabilir.” demişti.

İngiltere Almanya başta olmak üzere Avrupa sathında konserler verdi. Daha sonraki yıllarda besteci, Prag konservatuarında kompozisyon öğretmeni olacaktı. Çok kazanmıyordu ama çorbası kaynıyordu. 1892 yılında konservatuarda öğretmenlik görevine başlayalı bir yıl olmuşken New York Konservatuarı’ndan bir davet mektubu geldi. O tarihte kazandığı paranın 25 katı teklif edilmişti. İşte bu olayın ardından Amerika’ya yola çıkan Dvorak bugün dinleyeceğimiz 9. Senfonisi’ni hazırlamaya koyuldu.

Dvorak, New York’ta hocalık görevini sürdürürken Amerika’nın o dönem kolaylıkla ulaşılabilir olan her yerine gitti ve buranın müzikal kültürü ile tanıştı. Dvorak’ın Amerika’ya davet edilmesinin sebebi açıktı: Amerikalı bir müziğin nasıl yapılacağını onlara göstermekle görevlendirilmişti. Fakat Dvorak Amerika’nın kültürünün ne kadar küresel olduğunun farkındaydı: İngilizler, Almanlar, Kızılderililer, Afrikalılar… Bu nedenle Amerika’nın verdiği ilhamı ile ortaya çıkan sonuç küresel bir ifade yaratıyordu.

Şimdi 9. Senfoni’nin son bölümüne gelelim istiyorum. Bir özet niteliğini de barındıran bu bölüm Allegro con fuoco yani ateşli bir canlılıkta anlamına gelen hız terimi ile bestelenmiş. Gerçekten de tutkulu bir keşfetme hazzı var bu bestede. Peş peşe 5 farklı melodik yapıyı kullanıyor ve bunları senfoninin diğer bölümleri ile birleştiriyor. Dvorak, eseri Amerika’da geçirdiği iki yılın ardından yazmıştı ve aslında orada olmanın ilhamı yanında memleketine olan özlemi de bu eserin içinde mevcut. Birden gelen ritmik bir pasajın ardından lirik bir melodi ile her bir tema özenli bir şekilde merak üzerine vurgu yapıyor diye düşünüyorum.

Aşağıda izleyeceğimiz kayıt ise Gustav Dudamel şefliğinde Stuttgart Radyo Senfoni Orkestrası’na ait. Kaydı özel yapan şey ise Papa 16. Benedict’in 2007 yılında 80. yaş günü için isteği üzerine verilen konserde bu eseri seçmiş olması. Papa bir süre evvel biraz ağır bir hastalık geçirdiğinden bir ayağı çukurda olarak düşünülmeye başlanmış o yıllarda ve onun için “Yeni Dünya”, cenneti ifade ediyordu diye düşünülüyor. Bu bağlamda dinletinin bu bölümü yeni dünyaların keşfini anlatan bir mana da kazanıyor.

İyi dinlemeler sevgiler ve mutlu yeni bir yıl dilerim.

Yazar

Bir cevap yazın