Libya’da Neler Oluyor? İç Savaş ve Merkeziyetsizlik

Libya bugün iç savaşın devam ettiği, hâkimiyetin sağlanamadığı, merkezileşememiş ülkelerden biridir. İç karışıklık 2011’de Arap Baharı’nın ardından Muammer Kaddafi’nin öldürülmesiyle başlamış ve merkezi otorite o günden bu yana sağlanamamıştır. Peki, ülke bu noktaya nasıl gelmiştir ve sürece neden olan gelişmeler nelerdir?

Kaddafi Dönemi Libyası

2. Dünya Savaşı’nın ardından İtalyan Libyası 1951’de yıkılmış ve Şeyh İdris’in önderliğinde Libya bağımsız bir ülke statüsüne ulaşmıştır. 1969’da gerçekleştirmiş olduğu darbe ile iktidara Kaddafi geçmiş ve 2011’de uluslararası müdahalenin de dâhil olduğu sürece kadar ülkeyi yönetmiştir.  Bir zamanlar bir Osmanlı vilayeti ve ardından bir İtalyan kolonisi olan Libya, 1951’de tam bağımsızlığını elde etmiş ve monarşi ile ilgili kısa bir deneyimin ardından 1969 askeri darbesiyle Albay Muammer Kaddafi’nin eline geçmiştir[1]. Otoriter bir güç olan Kaddafi İslami sosyalizm ve Arap milliyetçiliği ile ülkeyi yönetmeye çalışmış, Mao’dan esinlendiği Yeşil Kitaptaki ilkelere dayanarak otoriteyi sağlamayı amaçlamıştır.

Tarihsel olarak üç bölgeden oluşan Libya’da (Fizan, Tripoli (Trablus) ve Sirenayka) kabilelerin varlığı ise bir diğer önemli husustur. Libya’daki Arapların yaklaşık %85’i kabile yapısına göre örgütlenmiştir. Kabile bir bütün olarak savaş veya isyan kararı aldığında siyasi gücü olan herhangi bir kişi de bir kabile mensubu olduğundan kabilelerin siyaseti etkilediği yadsınamaz bir gerçektir. Bu bölgelerde bilinen 140 farklı kabile ve bu kabilelere bağlı alt birimler bulunmaktadır.[2] Kabileler arasındaki mücadele veya rekabet hükümete yansıdığı için Kaddafi bu dengeyi iktidarda kaldığı süre boyunca gütmeye çalışmış, her ne kadar ideolojik tandanslı bir devlet vaat etse de bürokrasiye kendine yakın isimleri yerleştirmeyi ihmal etmemiştir.

1970’ler boyunca Kaddafi, anti-emperyalizm bayrağı altında sadık bir Batı karşıtı dış politika ile ideolojisini Libya dışında tanıtmak amacıyla yıkıcı ve terörist faaliyetleri desteklemek için petrol gelirlerini kullanmıştır. Bu durum, 1992’de BM yaptırımlarına yol açarak, Libya’nın sorumluluk kabul etmesini ve tazminat talebinde bulunma konusunda anlaşmayı takiben kaldırılan 2003 yılına kadar ülkeyi siyasi ve ekonomik olarak izole etmiştir.[3]

Arap Baharı Ve Kaddafi’ye Karşı Uluslararası Müdahale

Libya’daki bu petrole dayalı dış politika 2011’e kadar devam etmiş fakat aynı dış politika Tunus’ta fitili ateşlenen Arap Baharı’ndan nasibini almaktan geri durmamıştır. Tunus’la başlayan isyan hareketleri Ortadoğu’nun büyük bir çoğunluğuna sıçramış ve liberalleşme odaklı başkaldırılara dönüşmüştür.

Kaddafi’nin acımasız yönetim anlayışına maruz kalan halk isyan ederken birçok insan hayatını kaybetmiş, Kaddafi yanlısı hükümet üyeleri bile saf değiştirmiştir. Krizin yükselmesiyle Birleşmiş Milletler silah ambargosu, rejim üyeleri için seyahat yasağı ve Libya ve Kaddafi ailesinin çeşitli varlıklarının dondurulmasını içeren kararları oy birliğiyle kabul etmiş,[4] en nihayetinde NATO bombardımanının (BMGK Kararı 1973) hızlandırmış olduğu Kaddafi Karşıtı devrim hareketi, Kaddafi’nin yakalanıp öldürülmesi ile başarıya ulaşmıştır, en azından başarıya ulaştığı ilan edilmiştir.[5]

Müdahale Sonrası Libya

Tunus veya Mısır’ın aksine, Kaddafi Libya’sında iktidarı devralabilecek bütüncül bir lider bulunmamış aksine iç savaş sonrası dönemde ülke iktidarı kabile güçlerinin eline düşmüştür dolayısıyla demokratik bir geçişten söz dahi edilememiştir.

Kaddafi karşıtı koalisyon Ulusal Geçiş Hükümeti adı altında devrim örgütlemiş, Kaddafi’nin devrilmesinden sonra da kısa bir süre faaliyetlerine devam etmiştir. Ağustos 2012’den Ağustos 2014’e kadar ülkenin seçilmiş parlamentosu görevini üstlenecek olan Genel Ulusal Kongre (GUK), 7 Temmuz 2012 seçimleri ile teşkil edilmiştir.[6] Fakat GUK, yetkileri kendinde barındırmayı başaramamış; ülke iktidarına Kaddafi’den de miras kalan İslami gruplar müdahil olmaya başlamıştır. Ülke “Müslüman Kardeşler” gibi İslami oluşum çerçevesinde, şeriat bütünüyle ilerlemek isteyenlerle daha milliyetçi bir çizgide ilerlemek isteyenler arasında iktidar mücadelesine geçiş dönemine 2013 itibarıyla girmiştir.

2014 yılına gelindiğinde ise Halife Hafter, Libya siyasi sahnesine dâhil olmuş ve daha milliyetçi bir çizgide ilerleyerek orduyu etrafına toplamış, “Haysiyet Operasyonu” adıyla ikinci iç savaşın başlamasında etkin olmuştur. Hafter’in Kaddafi sonrası krize karışması, Libyalılar arasındaki bölünmeleri daha da şiddetlendirmiştir.[7] Bu operasyona karşı Trablus’ta ‘Libya Şafağı’ isimli koalisyon oluşmuş ve bu gelişmelerin üzerine Libya’da seçim yapılması kararlaştırılmıştır. Bu seçim sonrası Trablus merkezli hükümetin çoğunluğu oluşturamaması üzerine Hafter Temsilciler Merkezi’ni Trablus’tan Tobruk’a taşımıştır. Bu gelişmeler ışığında, Trablus merkezli yeniden tesis edilen Genel Ulusal Kongre ile Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, Libya’nın iki ayrı meclis ve hükümet olarak ikiye bölündüğünün göstergesidir. [8]

Aralık 2015’te BM aracılı Libya Siyasi Anlaşması’nın (LPA) imzalanması ve ardından Mart 2016’da teknokrat Fayez al Sarraj liderliğindeki bir Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (GNA) kurulması umutları artırmıştır.[9] Ulusal Mutabakat Hükûmeti şu anda ülkedeki uluslararası kabul görmüş tek hükûmettir fakat yetkisi hâlâ Temsilciler Meclisi tarafından tanınmamaktadır.

Bu ayrımlara ek olarak ülkede İslami grupların da etkisinden söz etmek gerekir. IŞİD, Ensarü’l-Şeria liderliğindeki Bingazi Devrimciler İslamcı Şura Konseyi, Mücahidler Şura Konseyi gibi İslami gruplar da ülkede merkeziyetin oluşmasını güçleştirmektedir.

Libya’da Dış Güçlerin Rolü

Son gelişmelere bakıldığında;

Türkiye, Katar ve bir dereceye kadar İtalya, UMH’nin ana destekçileri olurken, Rusya, Mısır, BAE, Suudi Arabistan Hafter’e destek vermektedir. Libya’nın 9. Büyük petrol rezervine, 21. Büyük doğalgaz rezervine sahip bir ülke olması büyük güçlerin ilgisini de bu topraklara çekmektedir. UMH’nin BM tarafından tanınan bir hükûmet olması ise Hafter tarafından işleri zorlaştırmakta ve “vekâlet savaşı” denilen büyük güçlerin başka topraklarda kendi çıkarları adına karşı karşıya gelmesi durumunu doğurmaktadır. Son olarak Hafter’in 2020’de Trablus’u işgal girişimi ile ipler gerilmiş fakat ülkenin var olan durumunda herhangi bir değişiklik olmamıştır. Fakat bu sırada gündelik yaşamlarını sürdürmeye çalışan Libyalılar için durum iç açıcı gözükmemekte, belki de 2014, 2011’den de öncesine stabil bir hayatın özlemine ihtiyaçları her geçen gün artmaktadır. Dünya’nın birçok noktasında olduğu gibi iktidar mücadeleleri masum olan halkı derinden yaralamaktadır.

Kaynakça

  • GÜNEŞ B., “Libya İç Savaşı ve Kriz Yönetimi”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Kasım 2018, 7 (2), 263 – 291
  • TÜRKMEN F. “From Libya to Syria: The Rise and Fall of Humanitarian Intervention?”, Prepared for presentation at the 2014 ACUNS Annual Meeting June 19-21,2014, Kadir Has University, Istanbul, Turkey
  • ZOUBIR Y.H. “The Protracted Civil War in Libya: The Role of Outside Powers”, KEDGE Business School, France Brookings Doha Center, Qatar
  • WATANABE.L. “Libya’s Future: Uncertain, Despite a Political Agreement”, Middle East Policy, Vol. XXIII, No. 4, Winter 2016
  • HAALA.H. “Tribes in Libya: From Social Organization to Political Power” African Conflict and Peace building Review. 2(1):111-121
  • MATTES. H. “Libya since 2011: Political Transformation and Violence” Berlin office of GIGA (the German Institute of Global and Area Studies).
  • https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55117984

[1]GÜNEŞ B., “Libya İç Savaşı ve Kriz Yönetimi”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Kasım 2018, 7 (2), 263 – 291

[2] (Hatitah ve Al-Awsat, CETRI)

[3]TÜRKMEN F. “From Libya to Syria: The Rise and Fall of Humanitarian Intervention?”, Prepared for presentation at the 2014 ACUNS Annual Meeting June 19-21,2014, Kadir Has University, Istanbul, Turkey

[4]TÜRKMEN F. “From Libya to Syria: The Rise and Fall of Humanitarian Intervention?”, Prepared for presentation at the 2014 ACUNS Annual Meeting June 19-21,2014, Kadir Has University, Istanbul, Turkey

[5]GÜNEŞ B., “Libya İç Savaşı ve Kriz Yönetimi”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Kasım 2018, 7 (2), 263 – 291

[6]GÜNEŞ B., “Libya İç Savaşı ve Kriz Yönetimi”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Kasım 2018, 7 (2), 263 – 291

[7]ZOUBIR Y.H. “The Protracted Civil War in Libya: The Role of Outside Powers”, KEDGE Business School, France Brookings Doha Center, Qatar

[8]GÜNEŞ B., “Libya İç Savaşı ve Kriz Yönetimi”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Kasım 2018, 7 (2), 263 – 291

[9]WATANABE.L. “Libya’s Future: Uncertain, Despite a Political Agreement”, Middle East Policy, Vol. XXIII, No. 4, Winter 2016

Yazar

Bir cevap yazın