Orta’nın Sonu

Belediye çalışanlarına zam konusu, son haftalarda Twitter’da çok konuşuldu. Bana kalırsa, bu tartışmalar, orta sınıfın kendisinin ölmekte olduğunu fark etmesi nedeniyle gerçekleşiyor. İnsanlar büyük ihtimalle diğerlerinin enflasyon karşısında alım güçlerini korumasından değil, kendilerinin alım güçlerinin ve orta sınıflıklarının her geçen gün yok olmasına karşı çaresiz oluşlarına ve bunun farkında olmalarına öfkeliler. Kerim Rota geçtiğimiz sene Türkiye’deki orta sınıflıkla alakalı ekonomik bir analiz yapmıştı. https://www.paraanaliz.com/2020/ekonomi/kerim-rota-yazdi-baris-ve-sinemin-orta-direk-olma-hayali-50957/

Bunu temel olarak almayı mantıklı buluyorum. Yazıda artık eğitim alıp, kabiliyetlerini arttırıp orta sınıf olma hayalinin artık ulaşılabilir olmadığı anlatılıyor. Düşününce bütün ilkokul-lise dönemlerinde öğrencilere pazarlanan temel hedef üniversite eğitimi almak, dil öğrenmek ve sınıf atlamak üzerineydi. Dizilerde, filmlerde aileler çocuklarına “hayır, sen okuyacak ve bizi kurtaracaksın” diyorlardı. Bu âdeta Türkiye’nin “Amerikan Rüyası”. Şu anki durumumuzda o çocuklar ailelerine bakmaya gelmeden kendi ayakları üzerinde durma aşamasına geçmeye çalışıyorlar.

Yanlış anlamayın, orta sınıf bitmedi. Ancak yazıdan da göreceğiniz üzere, artık gelirleri onlara orta sınıf olmaktan bekledikleri maddi durumu sağlamakta zorluk çıkarıyor.

Ben de kendi çapımda kısa bir analiz eklemeye karar verdim. Orta sınıf çok geniş bir tanım olduğu için size spesifik bir maaş sunmuyorum. Kendi bilgileriniz, tanıdıklarınız ve Glassdoor.com sitesindeki anonim yorumlara bakarak bir orta sınıf maaşı seçebilirsiniz. Akademisyeninden doktoruna, beyaz yakalısından mühendisine kadar.

  1. Ev. Türkiye inşaat ülkesi olmasına rağmen hâlâ ortalama bir orta sınıf evi bir orta direğin maaşının (Kerim Rota’dan çok daha kanaatkâr bir ev seçimine göre) 100 katı veya daha fazlası. Dünyada oturacağınız ev için maaşınızın üçte birinden fazlasını harcamamak bir genel geçer kural olarak görülüyor. İnsanlar kirada oturmak yerine ev satın almak ve emekliliklerine ev sahibi olarak girmek isteseler, her ay maaşlarının üçte birini biriktirseler, evi almaları 300 ay (25 sene) sürer. Mortgage ile alacaksanız faizi de hesaplamalısınız.
  2. Orta sınıfın arabası olmasını beklersek, muhtelif araba ilanlarında gezmemden sonra şu anda Türkiye’de sıfır arabaların en ucuz versiyonlarının 200.000 TL olduğunu, bu arabaların 10 yaşındaki versiyonlarının da ortalama 100.000 TL olduğunu varsaydım. 100.000’i 10 sene üzerinden amortisman edersek aylık 833 TL, şu linkteki düzenli masrafları da kendim hesapladığımda aylık 850-1.000 TL arası bir masraf çıktığını gördüm. Yani araba almak -mütevazı- hesaplara göre orta sınıfa aylık ortalama 1.700 TL arası bir maliyet çıkaracak. https://www.sahibinden.com/oto360/aracin-ortalama-1-yillik-masrafi-ne-kadar
  3. “Madem fakiriz, neden herkesin son model telefonu var” hesaplarına girip orta sınıfa 3 senede bir telefon ve bilgisayar/ekipman yenilediğimizi varsayarsak (başka hiçbir şey eklemiyorum bile), bu ürünleri de en iyisinden değil, daha ortalama modellerden seçersek aylık 350 TL gibi bir hesap çıktı.
  4. Henüz hiçbir mutfak masrafı, hayat maliyeti, sağlık sigortası, bireysel emeklilik benzeri bir şey hesaplamadım. Dahası, henüz çocuğunuz da yok. Evlendiğinizde bazı masraflarınız paylaşılacak. Çocuğunuz olursa bazı masraflarınız katlanacak.
  5. Yazının konusunun dışına çıkmamaya çalışarak, her sene daha da özelleşen eğitim sisteminde çocuğunuzu özel okula yollamak isterseniz ne olacak diye bir araştırma yaptım. Şehirlere ve okullara göre fiyatlar oldukça değişken olduğu için net bir rakam yok. Ancak, size aylık maliyetin minimum 2.500-3.000 liradan başlayıp, İstanbul’daki ortalama üstü bir okulun aylık 5.000 liradan aşağı olmayacağını belirtmek gerek.

Kaynak: https://okul.com.tr/aileler-icin/makaleleri/ozel-okul-ve-kolej-fiyatlari-2020-500

Çok parlak görünmeyen bir tablo.

Whataboutism’e karşı feragatname: Bu ülkede milyonlarca işsiz ve milyonlarca asgari ücretle çalışan insan var. Bu yazı bu grupların varlığını görmezden gelmek veya durumlarını güzellemek amacıyla yazılmamıştır. Yoksulluk daha genel bir sorun. Bu yazı neden bir ekonomik grubun veya sınıfın sosyal dinamikler içinde ve ekonomik şartlar arasında ezilip yok olduğuyla alakalı. Amacım bu yazıyı okuyan, önümüzdeki senelerde bu koşullarla karşılaşacak insanların moralini bozmak da değil, gördüğüm bir durumu açıklamaya çalıştım.

Peki nereye varıyoruz? Twitter’daki tartışmaya dönersek bazı insanlar özellikle Avrupa ülkelerindeki gelir adaletini göstererek “orta sınıf” dediğimiz şeyin mavi yaka işlerinden çok daha fazla kazanmadığını göstererek bu tartışmaya katıldılar. Bu argüman, “işçiler neden bu kadar çok maaş alıyor” diyerek asıl sorunu anlamayanlar için geçerli bir cevap olabilmekle birlikte bağlamdan kopuk olmasıyla Avrupa ve Türkiye orta sınıfının kötü bir karşılaştırması oluyor.

Benim, orta sınıfın bu durumuyla alakalı temel sorunlarım şunlar:

  1. Kendimi bildim bileli beyin göçünden bahsediliyor. Ülkedeki diğer bütün etkenleri geçersek bile, “beyin” dediğimiz insanların eğitim hayatlarının sonunda ne kendilerinden önceki nesillerin orta sınıflarının avantajlarına ne de bu insanların yurt dışında ulaşabilecekleri hayat standardına ulaşamaması durumu söz konusu. Dahası, birçoğu ellerindeki imkânlarla çocuklarının kendileriyle aynı kalitede eğitim almasını ve hayata iyi bir başlangıç yapmasını zor gördükleri için yurt dışına gitmenin, çocuklarını göndermenin sayısız yollarını arıyorlar. İnsanların bu durumda olmaları ve gurbetçi olmayı seçmek zorunda kalmaları kendi kendine bir trajedi. Dahası Türkiye için uzun vadeli bir gelişim görmek isteyen herkes, eğitimli nüfus olmadan bunun zor olduğunu da görmeli.
  2. Orta sınıf olmakla alakalı kötü sinyal yaratıyor. Bugün orta sınıf olmak, kendi işinin patronu olamamak, esnek veya esnek olmayan çalışma saatlerine sahip olmak, hayatınızı İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerin sayılı kalabalık birkaç semtine sıkıştırmak anlamlarına da geliyor. Herkes kafe açmaya, youtuber veya influencer olmaya çalışıp birikimlerini veya kariyerlerini tehlikeye sokuyor. Bazıları da bu döngüye girmeyerek, KYK borcundan, 4 seneden kurtulmak veya eğitimsiz ama maddi olarak avantajlı rant mesleklerine geçmeye çalışıyor. (Bence emlakçı olun, iyi para var.)
  3. Türkiye’de kaliteli eğitim almak zaten hâlâ zor. Bize hazır gelen bir şey değil. “İyi” bir eğitim almak birçok insan için yavaş yavaş ulaşılabilir oluyor. Birçoğumuz ilk veya 2. jenerasyon üniversite mezunlarıyız. Ve bu eğitim çok önemli aslında. Lisede çok bir şey öğrenmiyorsunuz çünkü ve sizi dünyaya hazırlayan, ufkunuzu açan, rekabet edebileceğiniz yetenekleri sağlayan yer üniversite, bundan uzaklaşıyorsunuz. Etrafınızdaki insanlar, neden okuyorsunuz, dediğinde ne diyeceksiniz? Benim yukarıda saydığım şeyler, ölçülebilir, karşılaştırılabilir değiller, özel değerler. Ailesi üniversite mezunu olmayan veya sosyal çevresinde bunun değerini görmeyen insanlar iyi bir üniversite okumak için ne kadar emek göstereceklerine karar verirken bunları gözden kaçırabilir, anlamayabilir kolaylıkla. Ben ve arkadaşlarım arasında şaka olan şeyler, her geçen gün gerçeğimiz olmaya devam ediyor. İyi bir üniversite kazanmak, o üniversitede kendi ilgilerinin peşinden gitmek, entelektüel olarak gelişmek vb. için artık sosyal teşvikler kayboluyor. Eğitimli orta sınıf olmaktan aldığınız sosyal statü ve saygı her geçen gün azalıyor. (yeteri kadar gündem takip edenler bunu görecektir.) Yukarıdaki analizde maddi avantajların da gittikçe yok olduğunu görebiliyoruz. Türk “Amerikan Rüyası” yeni nesilleri ikna edebilecek mi? Hangi teşvikler kaldı ki ortaokul, lisede okuyan bir öğrenci bunların peşinden koşsun?

Peki, sonuç ne? Bilmiyorum, ama şu anda içinde olduğumuz şeyin sürdürülebilir olmadığı açık. Enflasyonun, işsizliğin, ekonomik gelişim eksikliğinin ve arz-talep dengesinin altında ezilen bir insan topluluğu var. Türkiye’nin neredeyse tek sosyal mobilite, yani sınıf atlama, yani içine doğduğunuz sosyal sınıftan daha fazlasını başarabilme rampası çöküyor. İnsanlar yurt dışına gitmeye çalışıyor. Eğitimli olmak günden güne değer yitiriyor. Bu sosyal sorunun 1 jenerasyon sonra ekonomik yansımalarıyla da karşılaşabiliriz.

Yazar

Bir cevap yazın