Parantez İçleri

I

Atıl(may)an her adımda dallanan bir güzergâhın

Hem yolcusu hem izcisi

Hem de kılavuzuyum

Hangi ayak izi hangimize ait?

Taşan sel benim, yıkılan binalar benimdir

Kurulan bu şehir, bir nehir boyunca…

Bu nasıl bir yerin felaketidir ki

Göremiyorum yıldızları

Gözyaşlarım dinse?

Belki…

Bir zirveyi tırmanmak yahut yokuşları dolanmak gibi

Ulvi gayeleri olduğuna inandım bu zikzaklı gidişimin

Fakat ne bir yıpranmış bayrak ne de bir davetkâr ıslık

Yalnız bir kararsızın adımları imiş

Ömrünce (ne) istediğini arayan biriyim ben

Ne istediğimi nereden bilebilirim?

Bundan sebep

Çokça imrenirim mahalle aralarına

Hangi sesten incinir taşları

Hangi caddeden yorgun döner insanları

Hepsini bilir usulca

Ve ben, bir karanlık sokağın aksine

Göremiyorum tanıdıklarımı ve tanıklıklarımı

Kendimi seçemediğim o aynadaki kişide

Bir emanet fikirle düşündüm ve özümsedim

Nice çınarlar yeşerttim vehmin toprağında

Geceler doğurdu gölgesi

Döndürebilsem keşke gözyaşlarımı yuvalarına

Yüzümde gülmeye yer kalsın diye değil

Çağlayan bir kaynağın damarlarını bilebilmek için

Nasıl tanıyabilirim ki yanaklarımdan taşan bu sızıyı

Kalbini tanımayan biriyim ben

Sustum, dikenler yutarcasına,

Dilekler diledim, dinlemek için kendimi

Yıkmak için, beni durduran bendimi

Dilekler diledim:

Ufukları kanatıp

Gökyüzümden kaybolma ey güneş

Deniz fenerleri yorgun bu gece

-Kalk, senin yerin bir ihtiyar ruhtur

Göklerle buluşmadan kalan sana

Bir tabutluk çukurdur

-Eskinin çığlıkları bugünün dudak kenarlarında-                            

II

Bir kızılçam kozalağı gibi çok

Bekleyerek, yanarak ve (s)açılarak

Anlamını fıtrattan kazanmış bir yoldayım

Kalbinde taşıyarak ait olduğu yeri

Ve böylece, gittiği her yere ait olarak

Cesurca gezinirim

Varılacak yeri bilmemenin korkusundan azadım

Haritamın ufacık noktası bir zırh gibi korur beni

Bakışlarım rüzgârla birlikte, aklım ayak ucumdadır

Gözüm yüksek katlarda, endişem bir basamak sonrasınadır

Ve asırlık anlatı uğuldar taşımda:

“Açtığın yolda teksin, vardığın yerde kalabalık!”

Köpürerek akan bir suyum ben

Taşlanmakla taşmam, çamurla bulanmam

Her bakana ayna olmam

Yuvarlanıp da bir topak gibi yamaçlardan

Vardığım yeri toza bulamam

Temiz bir aynada görünür bana gökyüzü

Ne solgun bir hayattır üstüme giydiğim

Ne de yankı yapmaktan mahrumdur sesim

Kaçmam akşamı yutan dağlardan, koşarım

Bu yolda yürüdükçe devleşirim ben

Batsa da güneş, aldanmam, bilirim

Gün doğuran ufuklar var bende

-Kalk, senin yerin bir diri ruhtur

Göklerle buluşmadan kalan sana

Bir yolcu bir izci

Bir de kılavuzdur

Yazar

Bir cevap yazın