Robert Schumann: Romantik, Deha, Akıl Hastası

Robert Schumann’ın eserlerini dinlerken şunu düşünüyorum: Dehası lanetli bir hediye miydi? Tutkulu bir romantik mi öfkeli bir savaşçı mı? İşin daha ilginç tarafı muhtemelen bu soruların cevabı “Her ikisi de”. Bu haftaki yazıda 8 Haziran 1810 ve 29 Temmuz 1856 tarihleri arasında yaşamış olan Robert Schumann’ı anıyoruz. Bu iki gün arasında afaki bir orta bulmuşken ve bir süredir çalma listelerimde eserleri belirmişken, onun sinir harpleri ile dolu hayatına kısaca dokunmak onu bu vesile ile anmak istedim. Hadi hızlıca bir giriş yapalım.

Onun sıradan bir çocukluk geçirdiği söylenir, gençlik dönemi ise aksine fırtınalıdır. Besteci 16 yaşındayken babasını kaybeder, aynı ay içinde ablasının intiharı ile trajik bir dönemden geçer. 18 yaşında Leipzig’de başladığı hukuk eğitimine Heidelberg üniversitesinde devam eder, ancak 2 yıl sonra müzisyen olmaya karar verir. Niyeti bir konser piyanisti olmaktır. Ailesi onu yeterince yetenekli görmemektedir ancak Schumann kısa süre içinde büyük ilerleme kat eder. 20 yaşında hedefe kenetlenmiş olan Schumann maalesef sağ elinde meydana gelecek bir sakatlık nedeniyle konser piyanistliği hayalinden malulen emekli olacaktır. Bu dönemde bestelerle beraber ilk sanrılar da belirir. İlk müzik eserlerinde dahi yetenekli bir besteci, duygu dolu bir romantik olduğunu görmek mümkündür. En popüler eserleri arasında sayılacak “Papillons” isimli eserinde bu duygu yüklü zarafeti görmek mümkündür. (https://www.youtube.com/watch?v=fGeKTOXhr74)

Hocası Friedrich Wieck’in yetenekli kızı Clara’ya âşık olan Schumann hocasının onayını alamaz. Onu ikna etmek üzere felsefe doktorasına başvurur eğitimli bir adam olarak hocasının karşısına çıkar ve klasik batı müziği tarihinin az sayıda kadın bestecilerinden biri olan yetenekli Clara ile evlenir. Bu süreç onu birçok yönden yıpratır ancak aşkından güç aldığı aşikârdır. 1840 yılında aşkının bir meyvesi olarak “Şairin Aşkı” ve “Bir Kadının Hayatı ve Aşkı” başlıklı 2 ciltlik lied serisini tamamlar. Eşi Clara Schumann’a sunduğu bu 100 kadar eseri barındıran seri içinden sözleri Adelbert von Chamisso’ya ait bir parçaya kulak kabartalım istiyorum. “Du ring an meinem finger.” “Parmağımda çalıyorsun, küçük altın yüzüğüm. Seni en içten bağlılıkla dudaklarıma ve kalbime bastırıyorum…”

1834 yılında kurduğu “Neue Zeitschrift für Musik” yani Yeni Müzik Dergisi’nde yazdığı müzik yazıları ile müzik çevrelerince bir ün kazanan Schumann bir 10 yıl içinde bu camiada kendine iyi bir konum elde etmiş görünmektedir. Nitekim bu dönemde ruhsal sorunlarla baş etmekte, Nevrasteni krizleri geçirmektedir. Bunu izleyen halüsinasyonlar ile çalışmaları aksar. Anormal sesler duymaktan şikâyetçidir. Üstüne üstlük bir de frengiye yakalanır, hem fiziksel hem ruhsal acılara katlanmak zorundadır. Bu dönemde eşi ona son derece destek olur. Ancak eşi Clara Schumann ve 8 çocuğunu maalesef intiharla sonuçlanacak bir veda beklemektedir.

“Tedirgindim fakat beni neyin tedirgin ettiğini bilmiyordum. Bana öyle geliyor ki, bir gün delireceğim.”

Bunları yazdığında Schumann henüz 18 yaşındadır… 1854 yılındayken, 44 yaşında Ren nehri kenarında intihar eder fakat bir balıkçı onu kurtarır. Bu olaydan birkaç gün sonra ise ömrünü tamamlayacağı Endenich Akıl Hastanesi’ne gider ve inzivaya çekilir. 1856 tarihinde bu hastanede hayata gözlerini yumar.

Hayatı üzerine yapılan derinlikli çalışmalarda, bipolara varan duygu durum değişikliklerinin yaratıcılığında büyük etkisi olduğu kanısı hakimdir. Eserleri de sıkça bu çerçevede incelenen Robert Schumann kısacık bir biyografi anlatısında hepimizin hayatında başına gelebilecek sorunları yaşamaktadır. Sevmediği bir okul okur, bir kızı sever ona kavuşabilmek için sevmediği bir işte kendini paralar… Ancak onun eserlerini dinlediğinizde hayatın tüm bu yükünü nasıl deşarj ettiğini görebilirsiniz. Biraz daha dikkat ederseniz ise aklında verdiği mücadeleleri ve kişiliğinde yaşadığı talihsiz kırılmaları eserlerinde duymak mümkündür. Böylesi bir dinleme için sıkça verilen bir örnek ise 1835 yılında tamamladığı Carnaval isimli piyano eseridir. Ayrıca burada süre de gözeterek piyano eserlerine yer versem de muazzam bir 4. Senfonisi vardır ki bir kulak kabartmanızı öneririm. Onu da aşağıya bırakıyorum.

Yazar

Bir cevap yazın