“Seni Buldum Ya!” ve Pandemi Sineması

Tam bir yıl önce başlayan pandemi süreciyle film çekimleri durdurulmuş veya ertelenmiş; filmler kapalı olan sinema salonlarında vizyona giremediği için Netflix gibi dijital platformlarda yayınlanmıştı. Günümüzde film çekimleri yüksek önlemler kapsamında devam etse de bu sürecin sinema adına ne kadar zorlu olduğunu göz ardı etmemek gerek. Fakat her şeye rağmen bu krizi fırsata çeviren, sinemayı demokratikleştiren bir komedi filmini değerlendireceğim: Reha Erdem’in son filmi: “Seni Buldum Ya!”…

Gelelim filmde anlatılan hikâyeye… Felek ve Kerim adlı iki dolandırıcının, insanların geçmişlerinde yaptıkları hataları, usulsüzlükleri bulup kendilerini bir devlet dairesi olarak tanıtarak yolsuzluk yapmasını anlatan bir film var karşımızda. Kerim işin beynidir; Felek ise dolandırmak için tespit ettikleri insanların bilgisayarına sızar, konuşarak karşı tarafa suçlarını itiraf ettirir, itiraf edilen bu “küçük” yanlışların sözde “4. Daire” isimli devlet dairesinin banka hesabına belli bir bağış yaparak silinebileceğini söyler. Felek ile Kerim’in bir nevi hayatlarına sızdıkları insanlar arasında; dertli, çılgın, korkak, cesur, öfkeli karakterler vardır. Bilgisayar üzerinden sürekli olarak yapılan görüşmeler, karakterlerin tek tek Felek ile etkileşime girmesi ile içerikçe değişir.

Filmin hepimizin eve kapandığı pandemi günlerinde, özellikle de pandemi sürecinin başında geçtiğini varsayarsak Felek kendini bir devlet memuru olarak tanıtıp karşı tarafın bilgisayar ekranında belirdiğinde, aslında biz izleyiciler de birbirinden farklı kültür seviyesine, hayat standardına, karaktere, duygusal yapıya sahip, kısacası bambaşka hayatlar yaşayan insanların evlerine sızdık. Seni Buldum Ya! filminde bu gözlemleme/gözetleme hissiyatı, oyuncuların direkt olarak kameraya bakıp seyirci ile adeta göz teması kurması ve bunun sinemanın dördüncü duvarını yıkması ile verilmekte. Maalesef ki bu durum amaçlanan huzursuzluk hissini verse de beni filmden kopardı, dikkatimin dağılması ile ara ara filmden uzaklaştım. Yine de filmin geneline baktığımızda, teknik açıdan farklı olmasına rağmen duygu olarak bize uzak değil. Çünkü bu dönemde birçok filmde ele alınan “dikizleme” durumunun, pandemi sürecinde eve kapanmamız ve gündelik zamanın akışının durulmasıyla gerek internette gerek gerçek hayatta çevremizi gözlemlemeye normalden fazla vakit ayırmamızla alakalı olduğunu düşünmekteyim.

Teknik olarak farklı bir filmin sizleri beklediğini savunmamım sebebi ise filmin Zoom platformu üzerinden çekilmiş olması. Zoom görüşmeleri ve o görüşmelerin arasında enfes müzikler eşliğinde (filmin müzikleri gerçekten şahaneydi) serpiştirilen boş İstanbul sokaklarının görüntüleri bu filmin temelinde iki farklı çekim esasına dayanmakta. Zoom platformunda yapılan görüşmelerin kaydedilmesiyle oluşan görüntülerin altında yatan emeği incelediğimizde; oyuncuların bu performansları tek başlarına Zoom üzerinden gerçekleştirdiğini, mekân olarak evlerini, dekor olarak eşyalarını, kostüm olarak (çoğunlukla) kendi dolaplarını kullandıklarını görüyoruz. Benim en çok ilgimi çeken durum ise kadrosunda Serkan Keskin, Nihal Yalçın, Bülent Emin Yarar, Ezgi Mola, Taner Birsel, Tilbe Saran, Esra Bezen Bilgin, Tansu Biçer ve Ecem Uzun’un bulunduğu filmde, her karakterin hikayesinin ayrı ayrı yazılması ve bu hikayelerin yazım aşaması tamamlanınca birleştirilmesiydi. Filmin süresi 82 dakika olup, sonunda da bir soru-cevap kesiti bulundurmakta. Filmin kapanış jeneriğinde de filme adını veren Seni Buldum Ya adlı şarkıyı Neşe Karaböcek’in sesinden dinliyoruz.

Teknik kısım bir yana, pandemi filmi olan Seni Buldum Ya!’nın temasının izleyiciye çok iyi anlatıldığını düşünüyorum. Özellikle Zoom görüşmelerinde yapılan Milonga dansı ve karaoke gösterileri hepimizin bir arada keyifli vakit geçirmeyi ne kadar özlediğini, bazen gerçekten de konuşmaya, anlatmaya ne kadar ihtiyaç duyulduğunu ve böyle bir dönemde zorunluluk sebebiyle yeni usul eğlence anlayışlarının geliştiğini ve çok net bir şekilde göstermekte.

Kısaca üzerinde durmak istediğim bir diğer konuysa yazımın başında bahsettiğim sinemanın demokratikleşmesi. Sinemanın demokratikleşmesi ne demek? En basit haliyle sinemanın yapım ve gösterim bağlamında alanının büyümesi, erişim kapsamının genişlemesi şeklinde tanımlayabiliriz. Filmlerin çekim aşamasında dijitale hatta telefon kamerasına yöneldiğini ve sinemanın her türlü dijital platformda hatta Youtube’da bile hayat bulduğunu daha önceden deneyimlemiştik. Fakat ekibin bu kadar küçülmesi, kullanılan ekipmanların sayısının azalması, herkesin büyük bir sorumluluk alması, bir de üzerine filmin belli bir dönemi yani pandemi sürecini ele alması imkanlar dahilinde filmi kısıtlıyor gibi gözükse de tam aksi bir şekilde de sinemayı özgürleştiriyor.

Genel olarak bir değerlendirme yaparsak hem hikâye olarak hem de teknik olarak filmin, oldukça riskli ve deneysel bir deneme olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar filmden büyük bir izleme keyfi almadığımı düşünsem de sinemada risk almanın her zaman takdir edilmesi gereken bir adım olduğunu düşünüyorum. Reha Erdem’in pandemiyi iyi değerlendirdiği ve sinemada farklı bir bakış açısı yarattığı aşikâr. Bu nedenle Seni Buldum Ya! filmini bir film olarak değil de bir öncü olarak takdir ediyorum ve sizlere de bu bakış açısıyla filmi izlemenizi öneriyorum. Seni Buldum Ya! filmi MUBI’de gösterimde.

Yazar

Bir cevap yazın