Sinemadaki Dönüm Noktası: Spaghetti Western

Hepimiz az çok “Western” türüne hâkimiz. İlgisi olmayan biri bile eminim ki pazar sabahları televizyonda yayınlanan Western filmlerine denk gelmiştir. Biraz açıklamak gerekirse Western kültürü, Amerikan değerlerini vurgularken kovboy yaşam tarzını, onların at sırtında geçen macerayla dolu hayatını izleyiciye sunar. Fakat bugün daha özel bir türü ele alacağız: “Spaghetti Western” türünü hiç duymuş muydunuz?

1960’lı yılların başında televizyonun yaygınlaşmasıyla Western, Amerika’da popülaritesini yitirmeye başlar. Fakat Avrupa’da hâlâ heyecanla takip edilir. Dolayısıyla sinemacılar türün devamı için Avrupa’ya yönelir. 1960’larda bazı İtalyan sinemacıların Amerikan Western filmlerinden esinlenerek çektiği düşük bütçeli filmler aslında “Spaghetti Western”in başlangıcı olmuştur. Bugün bu türü ele aldığımızda aklımıza öncelikle Sergio Leone ismi gelmektedir. Sergio Leone, “Spaghetti Western”in ilk eserini bizlere sunan kişi olmasa da türe biçim kazandıran, onu değiştiren, geliştiren en önemli şahıstır. O, Amerikan Western’inin temelindeki pastorallik, şiddet, kan, stilize sahneler, yakın planlar, anti kahramanlar gibi unsurları alır. Onları biçimci bir bakış açısı ile zenginleştirir; müziğe ve ses efektlerine önem verir, hızlı kurgu uygular, panoramik çekimler yapar, şiddeti realist bir biçimde ele alır, Amerikan değerlerine övgüyü ortadan kaldırır. Sergio Leone, yabancı olduğu bir türü değiştirip başlı başına yeni bir türün öncüsü olmayı başarmıştır.

Peki bu türün ismi nereden gelmektedir? 1960’lı yıllarda İtalya’da ortaya çıkan bu düşük bütçeli kovboy filmleri “Amerikan özentisi” bulunmuş ve bu nedenle de küçümsenerek “Spaghetti Western” adı ile anılmaya başlanmıştır. Tür, Sergio Leone önderliğinde gelişmiş ve Italo-Western, Euro-Western, Western All’Italiana şeklinde de adlandırılmıştır.

Spaghetti Western’i üç adımda incelenebilir. Sergio Leone’nin Akira Kurosawa’nın Yojimbo adlı filminin düşük bütçeli bir uyarlaması olan Bir Avuç Dolar (Per un Pugno di Dollari) adlı filmi çekmesi ile başlayabiliriz. Bu film, İtalya’da büyük bir heyecan yaratır ve Leone’nin Birkaç Dolar için (Per qualche dollaro in più) ve İyi, Kötü ve Çirkin (Il Buono, il brutto, il cattivo) adlı iki devam filmi daha üretmesiyle ünlü “İsimsiz Adam Üçlemesi” oluşur. Bu üçleme ile birlikte Leone, besteci Ennio Morricone ve aktör Clint Eastwood dünya çapında ünlenir. Bu gelişme ile “Spaghetti Western”in de özgün özellikleri oluşur; anti kahramanlar, dramatik müzikler ve abartı sayılabilecek kadar sert ve kanlı sahneler… Leone, 1968’de Once Upon a Time in the West adlı meşhur filmini çeker; bu film yüksek bütçeli olmakla birlikte kaidenin dışına çıkar ve Henry Fonda, Claudia Cardinale ve Charles Bronson gibi ünlü isimleri de kadrosunda barındırır.

“Spaghetti Western”in ikinci evresinin öncüsü ise büyük sinemacı Sergio Corbucci’dir. Django adlı kült filmindeki baltayla kulak kesme sahnesi döneminde büyük olay yaratır. Bu dönemde ayrıca sınır mücadeleleri ve karşı devrim gibi konuları işleyen “Zapata Western” türü de önem kazanmıştır. Daha sonraki dönemde ise “Spaghetti Western” kültürü daha çok bir ironi aracı ile olarak kullanılmış ve parodi filmler çekmeye yoğunlaşılmıştır. Böylece bu türe olan ilgi azalmıştır.

“Spaghetti Western”in üzerine konuşurken belli lokasyonlardan da bahsetmek gerektiğini düşünüyorum. O dönemde İtalya’nın kuzeyinde Fellini gibi büyük sinemacılar eserlerini üretirken güneyde, Roma’da ise Cinecittà Stüdyosu Amerikan filmlerinin ucuz uyarlamalarını üretir. Dolayısıyla düşük bütçeli bu “Spaghetti Western” filmlerinin çekimleri de Roma’da bulunan Cinecitta gibi stüdyolarda yapılır. Dış çekimler ise, İspanya’nın güneyinde, genelde Tabernas Çölü ve Sardunya Adası veya Palma di Mayorka Adası’nda yapılır.

Bu türün bir diğer önemli kişisi besteci Ennio Morricone’dir. “İsimsiz Adam Üçlemesi” ile tanınan besteci daha sonra Leone, Corbucci ve daha birçok yönetmenin filmlerinin de bestesini yapmıştır. Türün müziğinin öne çıkan özelliği, psychedelic yapısı ile akılda kalıcı olmasıdır. Kurguyla büyük bir uyum gösteren müzikler, türe de özgün bir yapı kazandırmıştır.

Böylesine farklı bir tür tabii ki zamanın genç sinemacılarının üzerinde bir iz bırakmıştır. Bunun en büyük kanıtı da Quentin Tarantino sinemasıdır. Tarantino, Leone’nin sinemasındaki şiddet kullanımının; hayatın realitesini yansıtan, kendini ve kalıpları aşmış bir bakış açısı olduğunu düşünmektedir. Ayrıca, Leone’nin sinemasındaki müziğin kurguyla olan uyumu da onun sinemasını etkilemiştir. Daha önceden bahsettiğim Corbucci’nin Django filmindeki kulak kesme sahnesi, Tarantino’nun Reservoir Dogs filminde de kullanılan bir unsur olmuştur. Bunun yanı sıra 2012’de çektiği Django Unchained filmi de Corbucci’den esinlenilmiştir. Tarantino’nun son filmi olan Once Upon a Time… in Hollywood filmi ise usta yönetmen Sergio Leone’nin Once Upon a Time in the West’inden etkilenmesi hatta kendi tabiriyle “büyülenmesiyle” ortaya çıkmıştır. Kısacası benim de bugünün sinemasındaki en sevdiğim yönetmen olan Quentin Tarantino’nun sinemasının temelinde “Spaghetti Western” rüzgarları eser. Bu tür, geçmişten günümüze sinemanın dönüm noktalarından biri olmuştur. Yazımı sonlandırırken sizlere birkaç öneride bulunmak isterim:

  1. The Good, the Bad and the Ugly (Sergio Leone, 1966)
  2. Django (Sergio Corbucci, 1966)
  3. Once upon a Time in the West (Sergio Leone, 1968)
  4. Sabata (Gianfranco Parolini, 1969)
  5. The Return of Ringo (Duccio Tessar, 1965)

Yazar

14 Yorumlar

  1. Yazılarınızı heyecanla takip ediyorum. Yeni yazınızı merakla bekliyorum 😊

Bir cevap yazın