Uyku

Dozunda bir ölüm

Kimseyi incitmeden

Ne göz alıcı giyotin parlasın

Gözündeki son ışıkla

Ne urgan gıcırdasın

Bir elin parmakları misali

Sarım sarım sarmaladığı boynunda

Damarlarında dolaşan

Kalbini durdurmaya meyleden

Zehir olmasın en tatlısından

Ya da en güzel dudakları

En güzel yerinden öpen dudakların

Bir namlu için ıslanmasın son kez

Dişlerine dokunan o metalik sesten uzak kal

Bir binanın en üstünde

Şehri seyrederken

Yüzünden süzülürken rüzgâr

Son gördüğün manzara olmasın

Var gücünle kavuştuğun beton zemin

Bedenini saran su kütlesi

Ciğerlerini sarmasın mesela

Tren raylarının üstünde ol yine

Ama aranızda bir tren olsun bindiğin

Bileklerindeki sıcaklık başka

Çay olur kahve olur adını sen koy

Ama bak söz ver, dozunda bir ölüm.

Kimseyi incitmeden

Değil kuru tahtada

Yumuşak bir yastıkta dursun başın

Gözünün ışığı sönerken

Sonraki sabaha aydınlansın yine

Boynunda dolaşan parmaklar olsun

Nefesin sonsuza dek kesilmedikten sonra

Parmakların maksadı ne olursa olsun

Damarlarında dolaşsın yine

Kafein, nikotin ya da alkol

Yeter ki ayarında bir geziye çıksınlar

Dudaklarından geçen metal

Çatal kaşık

Metal olmayan gönlüne göre

Yükseklerden bakarken düşmeyi değil

Süzülmeyi hayal et kımıldamadan

Son manzaran o günkü son manzaran olsun

Teninden akıp giden

Günün stresi ve sıcak bir duş olsun

Yahut keyifli zamanların emaresi

Yaz güneşinden arta kalan tuz

Ve elbette bir tren rayı şart

Hâlâ hayattaki sevgilere

Seni ve selamını götürmeye ki

Kıymetini bilsinler

Bileklerine bir sıcaklık peyda olursa

Kuvvetle tutacak bir el

Yanında bulunsun

Söz ver bana, dozunda bir ölüm olsun.

Dün de vardı bugün de

Yarın da olacak

Sen de varsın ben de

Yarın ne olacak?

Yazar

Bir cevap yazın