Yeni Çağın Sosyologları: Veri Analistleri

Freni patlamış kamyon misali durmadan gelişmeye devam eden teknoloji, mevcut veri havuzunu devamlı büyüterek adeta veri okyanusunun oluşturduğu güçlü bir tsunamiyi beraberinde getirmektedir. İlerleyen süreçte ise bu oluşan tsunamiyi kontrol altına almakla birlikte, ondan gerçek anlamda faydalanmayı amaç güden yeni bir kavram doğmuştur. Veri analizi, yüzyıllardır araştırma süreçlerinin en temel aşamalarından biri olmakla birlikte zaman içerisinde, Python, R gibi yazılımların kullanılmaya başlanmasının da etkisiyle, mevcut verilerin detaylıca çözümlenmesini daha ulaşılması kolay ve isabetli hale getirdi. Bilhassa makine öğrenmesi ve yapay zekâ gibi teknolojilerin gelişimi ile sonuçların ham maddesini oluşturan her türlü veri analizinin daha ulaşılabilir hale gelmesi, işletme performanslarını iyileştirme, istatiksel örnekleri piyasa üzerinde daha etkin kullanma fikrini oluşturdu. Günden güne artmakta olan ham verileri, satır satır tıpkı birer kitap gibi işlemeyi amaçlayan veri analistleri ise bu uzun gelişim sürecinin ardından, elindeki verileri bilgisayarların da yardımıyla anlamlandırarak istenilen sonuçları elde etmek üzere çalışmaya başladılar. Özünde oldukça etkili bir araç olan veri analizi; özellikle hızlı değişim gösteren pazarlarda firmaların kâr marjını arttırma, hitap edilen kitleyi genişletme, müşteri portföyüne sunulan hizmetin kalitesini arttırma amaçlarıyla kullanılmaktadır. Bu ekosistemi daha anlaşılabilir kılmak için bir örnek olarak günümüzde milyonlarca kişinin kullandığı Yemeksepeti platformu verilebilir. Müşteri portföyüne daha nitelikli bir servis sunabilmek için veri tabanlarının yardımıyla; her gün müşterilerinin ne yediği ne zaman yediği, kullanıcıların hangi yaş aralığında olduğu gibi birçok bilgiyi durmadan kayıt altına almaktadır. Bu bilgiler sayesinde Yemeksepeti, şüphesiz doğru analizin de etkisiyle birlikte sektöründe günden güne daha vazgeçilemez bir konuma erişmektedir. Söz konusu firma gibi farklı oluşumlar için gerekli olan yegâne şey ise tek kelime ile veridir; çünkü elde edilen verilerin sağlıklı biçimde analiz edilebilmesi için fazlasıyla geniş kapsamlı bir veri havuzunun oluşturulmuş ve incelenmiş olması gerekmektedir. Böylesine geniş ve anlamlandırılmayı bekleyen bir bilgi yığınını elde etmenin özündeki amaç, veri havuzlarından süzülerek alınan çıktıları (%1 i kadar) daha etkili ve anlamlı hale getirmektir. 

Veri analizi, kendisiyle birlikte veriye ulaşma ve görselleştirme gibi üç farklı başlık altında özetlenebilecek bir sürecin beraberinde oluşmaktadır. Süreç, sıkı bir şekilde ve geniş açıdan farklı veriler ile beslenerek takip edilmelidir; çünkü veri analizi konu başlığı, oluşmuş genel algının aksine oldukça kritik bir konumda yer almaktadır. Belki önümüzdeki değil fakat bir sonraki İstanbul depremini tahmin edebilecek potansiyele sahip yapay zekayı besleyen verilerin, tahmin edilebileceği üzere doğru yöntem ve doğru sürecin takip edilerek analiz edilmesi; oyun, eğitim gibi farklı alanlardaki gelişmelerin ötesinde oldukça hayati bir önem de taşımaktadır. Başlık doğrudan analistler açısından ele alındığında, öncelikle entegrasyon yapılarak ham verileri elde etmek gerekmektedir. Sonraki aşamada veriler, analistler tarafından yararlı bilgilere dönüştürülmek üzere durmadan farklı hipotezler üretilirken testleri de beraberinde gerçekleştirilir. İşte burada değinilmesi amaçlanan nokta, tüm işlemlerinin amacını dar, yalnızca rakam ve istatistik formüllerine bağlamış bir analistin yerini; devamlı büyük resmi görme çabasını güden ve çeşitli açılardan analizini yapmayı çabaladığı verileri, toplumu, teknolojiyi, siyaseti ve hayatın içindeki birçok alanı birbiriyle harmanlayarak doğru analizi gerçekleştirmeyi vizyon edinmiş analistler almalıdır.

Yaşamın her noktasına yansımakta olan acı bir gerçekten söz etmek gerekirse, şirketlere ve yukarıda bahsi geçen duygusal zekâ ile düşünemeyen analistlere; insanları öznel birer varlık olarak sınıflandırıp anlamlandırma çabasındansa, belirli verilere, genelde 1 ve 0 rakamlarında boğulmuş bir havuzdan çıktı elde etmek daha kolay gelmektedir. Bu tür organizasyonların gerçekleştirmiş ve gerçekleştirecek olduğu veri analizinin hem etik açıdan yanlışlığı hem de elde edilecek sonuçların isabetsiz ve yavan kalışının sorgulanarak fark edilmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin yerini bilgisayarların aldığı bir yüzyıla girdiğimiz göz önüne alınırsa günümüzde analistlerin istatistik bilimini detaylıca kavrayıp tıpkı birer sosyolog edasıyla elindeki verileri anlamlandırma çabasının daha değerli ve isabetli olduğu açıktır. Aksi durumda insanlık, gereksiz rasyonel bakışlar ile bireye verilen önemin azalmasının da rolü olduğu, Facebook’un on iki milyon kullanıcısının verilerini çaldırması gibi farklı talihsiz durumlar ile daha fazla karşılaşmak zorunda kalabilir. Elbette yaşadığımız yüzyılda verilerin paylaşımı hayatın içinde bulunan sosyal bir gerçek; bundan dolayı insan haklarının ihlal edilmeden toplanan verilerin işlenmesi, kendi habitatında oluşmuş olması gereken belirli etik kurallarının yanında, devletler tarafından anayasaca da koruma altına alınmıştır.

Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiyle ilişkili her türü bilgiye verilen isimdir. Kişinin kendisinin yanı sıra bu bilgilerin şahsın çevresiyle de ilişkilendirilmesi oldukça mümkündür. Temelde sorulması gereken soru ise milyarlarca insanın verilerinin nerede tutulduğu ve nasıl kullanıldığıdır. Bu sorunun cevabı titizlikle aranmalıdır çünkü kişisel verilerin kötü amaçlı kişiler tarafından toplanması, analize tabi tutulup kullanılması, veri sahibinin kişisel ve mal varlığına ilişkin değerlerini doğrudan zarara uğratabilmektedir. İşte bu yüzden veriler her iki taraf ve devlet kontrolünde olmalı, durumun teknik bilgilerden de öte kavranması gereken gerçek; her türlü tehdide açık, korunması gerekenin verinin de ötesinde insanın bizzat kendisinin olduğudur. Bir kişinin verilerinin korunmasını istemesi de aynı şekilde anayasa ile teminat altına alınmış temel bir haktır. İdari, cezai ve hukuki sorumluları doğuracak aksi bir çalınma veya kişi bilgisi dışında, bilhassa kötü kullanım ile karşı karşıya kalınması durumunda, doğru kararların verilebilmesi için toplumdaki her bireyin mevcut haklarının farkında olmasının zaruriyeti vazgeçilemez bir olgudur. Zaman zaman sosyal medya veya televizyonda göze çarpan verilerin çalınmasıyla ilgili haberlerin ileride, gerçek hayata farklı ve daha güçlü yansımaları beklenirken; bu duruma kulak tıkamak ise oldukça yanlış bir tutumdur. Maalesef yavaş yavaş içselleştirmeye başladığımız manipülasyonlar, insan haklarının doğrudan ihlali, torunlarımızın gelecekteki yaşam kalitesini ve insanlık değerlerini doğrudan etkileyecektir. Günden güne gerçekleşen bu gelişmeler göz önüne alındığında, Simon Mainwaring’ın optimist yaklaşımı ile umulur ki; özünde, teknoloji bizlere tekrardan insan olmayı öğretiyor ve bu teknoloji, bilgisayar, yapay zekâ her ne olarak adlandırılırsa adlandırılsın mevcut iklimi insanlığın değerlerini gözeterek insanlığın lehine oluşturuyordur.

Kaynakça

  • www.vargonen.com ”Veri analizi nedir, yöntemleri nelerdir?”
  • www.smartmind.com “Büyük veri entegrasyonu (Bütünleştirme)”
  • DEÜ Medeni Hukuk Cilt 19, Özel Sayı, 2017 Yrd. Doç. Dr. Damla GÜRPINAR, Kişisel Verilerin Korunamamasından Doğan Hukuki Sorumluluk (s. 679-694)

Yazar

Bir cevap yazın